Celladına aşık olmuşsa bir millet, ister ezan, ister çan dinlet, itiraz etmiyorsa sürü gibi illet, müstehaktır ona her türlü zillet.
-Yusuf Şahin Ceritli
"Aslında hiç olmamışa tutulmuşum
Hiç var olmamışa
Hayali bi kahraman
Kusursuz gibiydi
İyi hissetmiştim
Derin bir boşluktu
Anlam veremedim
Garip çok garip
Hissizim
Belki bir yerlerde var olma
İhtimalini sevmişim
Her zerresi yeni bir umuttu
Ve ben o umudu yeşertirken
Kuruttum "
Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşıdır ve ikisi de Muazzez Akkaya adlı kadına âşık olurlar. Kadına olan aşklarını birbirlerine anlatırlar. Yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlar. Aralarında kadını elde etme üzerine bir iddiaya girerler. Kadını elde edemeyen fiziksel ve bedensel olmasa da ömür boyu taşıyacağı bir şeyle cezalandırılacaktır. İddiayı Cemal Süreyya kazanırsa Sezai Karakoç’un ismi Sezai Karkoç olarak değişecek, Sezai Karakoç kazanırsa Cemal Süreyya’nın isminden bir "y" harfi çıkacak ve Cemal Süreya olacaktır. İddiayı Sezai Karakoç kazanır ve Cemal Süreyya’nın isminden bir "y" harfi atılır. İddia üzerine birlikte olduğunu öğrenen Muazzez Akkaya başka sorunların da etkisiyle Geyve’ye geri döner. Bu duruma çok üzülen Sezai Karakoç Monna Rosa adlı şiirini yazar.
Cemal SüreyaSezai Karakoç