Kalemini çok sevdiğim sevgili yazarımız Rita Hunter’ın Bahar Kokusu kitabını tekrar okudum bu ay. Türü sevenlerin bu yazarımızın kitaplarını muhakkak okumasını tavsiye ediyorum bu vesileyle de.
Gelelim kitabımıza...
19. yy. İngiltere’sinde geçiyordu olaylar. York şehrinde yaşayan mütevazi Dunnington Vikontu William Potter ve Leydi Catherine Potter’ın güzel kızı Allison Potter, Ashwick Kontu Oswald Welfare ile nişanlıydı. Yakın zamanda evleneceklerdi. Eğer, kontun evinde verilen bir balo sonrası yaşananlar olmasaydı tabii. O gece çıkan yangın ve sonrasında meydana gelen bir araba kazası ile Leydi Allison Potter ölmüş, yaşadığı pek çok zorlu ve maceralı günden sonra, Londra’daki Umut Evi’ni yönetecek olan Bayan Allison Taylor doğmuştu. Umut Evi, çoğu eski hayat kadınları olmak üzere, oraya sığınan, istismara uğrayan, kimsesi olmayan kadın ve çocuklara hizmet veren bir evdi. Zengin soyluların yardımıyla ayakta duruyordu burası. Allison’un çabalarıyla, oradaki çocuk ve kadınlar, başta okuma yazma öğrenmek olmak üzere, seçkin muhitlerde iş bulmalarına yarayacak, olabildiğince düzgün davranışlar ve beceriler edinebilecekleri şekilde eğitiliyorlardı. Toplumun belli bir kesimine göre makbul kabul edilmeseler de, kendi içlerinde bir düzenleri ve sadece onların anlamlandırabildiğı sıkı bağları vardı Umut Evi sakinlerinin. Orada kalan.pek çok kadın gibi eski bir hayat kadını olduğu düşünülen Alison da, girdiği ortamlarda mevkiine uygun görülen muameleye maruz kalıyordu her fırsatta.
Bu zor şartlarda, dikkat cekmeden hayatta kalmak için mücadele eden Alison’u en çok tedirgin eden kişiyse, yıllar önce bir kez karşılaştığı, Wakefield Markisi Tristan Romeo Talbot’tu. İri cüssesi, buz mavisi gözleri ve insanı yaz sıcağında içten içe dondurabilecek kadar sert ve keskin bakışlarıyla,