9/10
·136 syf.·
2026 76. kitabı
Kişisel gelişim klişeliği saçmalığından boğulduğum şu dönemlerde böyle bir kitap okumak ilaç gibi geldi. Modern kişisel gelişim kültürüne karşı yazılmış kısa ama etkili bir eleştiri olmuş. Kitap, okuyucuya sürekli daha mutlu, daha başarılı, daha üretken olma baskısı yapan anlayışı sorgulatıyor. Bu yönüyle kitap, okuyucuya rahatsız edici ama düşündürücü sorular soruyor. İnsanlar günümüzde en iyisi, en başarılısı olmalı, iş değiştirmeli, yeni beceriler kazanmalı, pozitif düşünmeli, kısaca her koşulda en iyisi olmalı başlıkları altında koşturuluyor. Yazar ise bu baskının insanı özgürleştirmek yerine yorduğunu savunuyor. Bazen ilerlemek yerine durmak, her şeye “evet” demek yerine “hayır” diyebilmek ve sürekli değişmek yerine bazı değerlere sadık kalmak daha anlamlı olabilir diyor. Kulağa çağ dışı duran söylemler gibi geliyor değil mi? Yanıtımız ‘evet’ ise, biz de hız kültüründe kaybolmuşuzdur belki… Kişisel gelişim alanını tamamen reddetmesi nedeniyle bazı okurlara fazla sert veya tek taraflı gelebilir. Açık yüreklilikle bu kitabın yazılması ve yayınlanması çok yerinde bana göre, böyle bir kitaba ihtiyaç vardı kesinlikle. Ve tüm bu fikirlerin temelini Stoacılığa dayandırmış. Bu açıdan da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Peki ‘hız kültürüne’ karşı ne yapacağız? Yazar bunu 7 başlıkta açmış ve örneklendirmiş. Zaten ‘7 adım’ olması da, ‘Etkili insanların 7 özelliği’ ‘5 adımda mutluluğu bul’ tarzında kişisel gelişim klişelerine bir gönderme. :) Başlıklar: 1. İÇİNE DÖNMEYİ BIRAK 2. HAYATINDAKİ OLUMSUZLUKLARA ODAKLAN 3. HAYIR ŞAPKANI TAK 4. DUYGULARINI BASTIR 5. KOÇUNU SEPETLE 6. KİŞİSEL GELİŞİM KİTABI YA DA BİYOGRAFİ YERİNE ROMAN OKU 7. GEÇMİŞE TUTUN
1000Kitap
Kişisel Gelişim Çılgınlığında Kendiniz KalabilmekSvend Brinkmann · İletişim Yayınevi · 2020292 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:20
#DragoJančar #OGeceGördümOnu II. Dünya Savaşı yıllarında Slovenya’nın Alman işgali altında olduğu bir dönemde yaşanan siyasal ve toplumsal çalkantıları bireysel yaşamlar üzerinden ele alıyor. Eserin merkezinde yer alan -özgür, güçlü, bir kadına göre çağının ötesinde beceriler geliştiren, kedi köpek sahibi olmak yerine evinde timsah besleyen, hayvansever ve vicdanlı bir kadın olan- Veronika Zarnik karakteri, farklı kişilerin anlatımları üzerinden okura tanıtılıyor. Yavaş yavaş puzzle parçaları gibi karakterlerin birinci tekil şahıs anlatımla tanınması sağlanırken, yaşanan olayların farklı bakış açılarından nasıl anlaşıldığı da ortaya çıkıyor. Olaylar beş farklı anlatıcının gözünden ve doğrusal olmayan bir zaman akışında aktarılıyor. Olayların merkezinde cesur ve güzel kadın Veronika olsa da anlatıcılardan hiçbiri o değil. Kitapta kurgusu okura önemli farkındalıklar kazandırıyor. Bunlardan biri, tarihi olayları tek bir kişinin bakış açısıyla değerlendirmenin yanıltıcı olabileceği gerçeği. Çünkü tanıkların olayların tamamına hakim olması mümkün olmadığı gibi ve kendi öznel yorumunlarını katmaları da kaçınılmazdır. Ayrıca yazar savaşların kazananı olmadığına, savaşın yalnızca cephelerde değil, insanların vicdanlarında ve hafızalarında da yıllarca yaşandığına dikkat çekmek istemiş. Ben çok severek okudum, mutlaka siz de okumalısınız.
O Gece Gördüm OnuDrago Jancar · Dedalus Yayınları · 2019283 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 14:04
Kalemini çok sevdiğim sevgili yazarımız Rita Hunter’ın Bahar Kokusu kitabını tekrar okudum bu ay. Türü sevenlerin bu yazarımızın kitaplarını muhakkak okumasını tavsiye ediyorum bu vesileyle de. Gelelim kitabımıza... 19. yy. İngiltere’sinde geçiyordu olaylar. York şehrinde yaşayan mütevazi Dunnington Vikontu William Potter ve Leydi Catherine Potter’ın güzel kızı Allison Potter, Ashwick Kontu Oswald Welfare ile nişanlıydı. Yakın zamanda evleneceklerdi. Eğer, kontun evinde verilen bir balo sonrası yaşananlar olmasaydı tabii. O gece çıkan yangın ve sonrasında meydana gelen bir araba kazası ile Leydi Allison Potter ölmüş, yaşadığı pek çok zorlu ve maceralı günden sonra, Londra’daki Umut Evi’ni yönetecek olan Bayan Allison Taylor doğmuştu. Umut Evi, çoğu eski hayat kadınları olmak üzere, oraya sığınan, istismara uğrayan, kimsesi olmayan kadın ve çocuklara hizmet veren bir evdi. Zengin soyluların yardımıyla ayakta duruyordu burası. Allison’un çabalarıyla, oradaki çocuk ve kadınlar, başta okuma yazma öğrenmek olmak üzere, seçkin muhitlerde iş bulmalarına yarayacak, olabildiğince düzgün davranışlar ve beceriler edinebilecekleri şekilde eğitiliyorlardı. Toplumun belli bir kesimine göre makbul kabul edilmeseler de, kendi içlerinde bir düzenleri ve sadece onların anlamlandırabildiğı sıkı bağları vardı Umut Evi sakinlerinin. Orada kalan.pek çok kadın gibi eski bir hayat kadını olduğu düşünülen Alison da, girdiği ortamlarda mevkiine uygun görülen muameleye maruz kalıyordu her fırsatta. Bu zor şartlarda, dikkat cekmeden hayatta kalmak için mücadele eden Alison’u en çok tedirgin eden kişiyse, yıllar önce bir kez karşılaştığı, Wakefield Markisi Tristan Romeo Talbot’tu. İri cüssesi, buz mavisi gözleri ve insanı yaz sıcağında içten içe dondurabilecek kadar sert ve keskin bakışlarıyla,
Bahar KokusuRita Hunter · Epsilon Yayınevi · 2019160 okunma
Başarıyı Anlamak
Puan vermedi·295 syf.··
2026 27. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:29
Başarıyı yalnızca zeka veya yetenekle değil; motivasyon, disiplin, öz farkındalık ve psikolojik dayanıklılıkla ilişkilendirir. Kitap, bireyin kendi potansiyelini tanımasının ve içsel motivasyon geliştirmesinin uzun vadeli başarıda önemli olduğunu vurgular. Psikolojik açıdan bakıldığında performans kaygısı, hedef belirleme, alışkanlıklar ve zihinsel tutumların başarı üzerindeki etkisini ele alır. Başarıyı “doğuştan gelen özellik” yerine geliştirilebilir beceriler bütünü olarak sunması, gelişim odaklı bir yaklaşım taşır. Özellikle kişisel gelişim, iş yaşamı ve performans psikolojisine ilgi duyan okuyucular için düşündürücü bir içerik sunar.
Üstün BaşarıAcar Baltaş · Remzi Kitapevi · 2021322 okunma
9/10
·232 syf.··
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 02:56
Kendinizi sıkışmış, yorgun, hayatla ne yapacağınızı bilemez hâlde hissediyorsanız hemen gidin ve bu kitabı alın. Bir dolu yaşanmışlıkla yoğrulmuş, test edilmiş, denenmiş, hatalarından ders almış bir adamın; mutluluk, başarı, finans, sağlıklı yaşam, öğrenme ve beceriler üzerine enfes ve altı da bir o kadar dolu tavsiyeler verdiği bu kitap tam bir başucu kitabı. Hayatınızın herhangi bir anında ve herhangi bir yerinde size mutlaka yol gösterecek bir tavsiye bulacaksınız içinde. Herkese ama herkese hararetle tavsiye ederim.
Bilgenin Güncesi: Naval RavikantEric Jorgenson · Nova Kitap · 2022334 okunma
Birini hayatıma almak mı istiyorum ?!
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 19:04
Bazı kitaplar vardır; okunup rafa kaldırılmaz, insanın zihninde sessizce dolaşmaya devam eder. Sevme Sanatı de tam olarak böyle bir kitap. Erich Fromm sevgiyi romantik bir duygu olmaktan çıkarıp bir beceri, hatta bir disiplin olarak ele alıyor. Günümüzde sevgi çoğu zaman “doğru kişiyi bulmak” üzerinden konuşulurken, Fromm asıl meselenin “sevebilme kapasitesi” olduğunu öne sürer. Bu fikir kitabın merkezini oluşturur: Sevgi bir tesadüf değil, emek isteyen bilinçli bir eylemdir. Kitap, modern insanın sevgiyi neden bu kadar yanlış anladığını açıklayarak başlar. İnsanlar genellikle sevmekten çok sevilmeye odaklanır. Beğenilmek, arzu edilmek, değer görmek isterler; ancak karşısındakini gerçekten tanımak, anlamak ve onun gelişimine katkıda bulunmak çoğu zaman ikinci planda kalır. Fromm’a göre bu durum kapitalist düzenin insan ilişkilerine de sirayet etmesinden kaynaklanır. İnsanlar kendilerini bir “pazar değeri” gibi sunar; güzellik, statü, eğitim, para ya da sosyal beceriler üzerinden ilişki kurar. Böylece aşk bile bir çeşit alışverişe dönüşür: “Benim sunduklarım karşılığında sen bana ne vereceksin?” Yazar sevgiyi farklı türlere ayırarak inceler. Kardeşçe sevgi, insan sevgisinin temelidir; yalnızca belli bir kişiye değil, tüm insanlığa karşı duyulan bağlılığı içerir. Anne sevgisi, koşulsuz kabulü ve güveni temsil ederken; erotik sevgi seçicidir, daha derin ve özel bir birleşme arzusuna dayanır. Ancak Fromm erotik sevgiyi yalnızca tutkuya indirgemez. Ona göre gerçek erotik sevgi sahip olma isteğiyle değil, iki bireyin özgürlüğünü koruyarak yakınlaşmasıyla mümkündür. Bunun yanında kişinin kendini sevmesi de önemli bir başlıktır. Fromm burada bencillik ile öz sevgiyi ayırır; kendini seven insan başkasını da daha sağlıklı sevebilir, çünkü kendi varlığıyla kavga halinde
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma