Puan vermedi·124 syf.·
2026 45. kitabı
“Onlar yoktu artık, onları birileri iyilikle anmış, anmamış fark etmezdi; fakat insanın kendi huzuru için böyle davranması iyi olurdu. Ölümden önceki birkaç saniyede bile böyle yapmalıydı. İnsan başkalarını düşünerek ölmeliydi.” Cengiz Aytmatov kaleminden okuduğum üçüncü kitap Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek . İlk okuduğum, Gün Olur Asra Bedel yazarın dilini anlamaya çalıştığım, biraz hayali öğeler içeren biraz toplum yapısını anlatan masalsı bi eserdi. Okurken çok etkileyici bulmasam bile uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitap oldu benim için. Cemile ise daha gerçekçi bi hikaye idi. Yine toplumsal özellikleri yansıtan içsel çatışmaları ele alan bir eserdi. Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek ise yine hayali ögeler ile başlayan, başlarda içine girmeye zorlandığım bir hikaye olsa da gelişme ve sonuç bölümleri oldukça çarpıcıydı benim için. Yukarıdaki alıntı ile özetleyebileceğim şekilde deniz ve kara catışması üzerinden insanın akıl ve beden çatışmasını işliyor. Bu sırada Cengiz Aytmatov hayali ogeler ile süslüyor hikayesini. Oldukça etkileyici 130 sayfa okudum diyebilirim. Okumak isteyenlere şimdiden iyi okumalar dilerim.
1000Kitap
Deniz Kıyısında Koşan Ala KöpekCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20215,8bin okunma
Puan vermedi·270 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:28
Zamanda Asılı Kalan Çocukluk: Alex Schulman’ın "17 Haziran" Romanı Üzerine Kişisel Bir Değerlendirme Alex Schulman’ın 17 Haziran romanı, ilk sayfalarından itibaren okuyucuyu içine çeken, gizemini ve temposunu belli bir noktaya kadar çok yüksek tutan, 270 sayfalık son derece akıcı bir eser. Kitabı elime aldığım ilk anlarda, daha 40-45. sayfalardayken bile hissettiğim o saf heyecan ve hayranlıkla, vaktim olsa iki günde bitirebileceğimi düşünerek çevremdeki herkese bu kitabı büyük bir coşkuyla tavsiye etmeye başlamıştım. Bir öğretmenin, çocukluğunun geçtiği eski evinin numarasını şans eseri bulup araması ve hattın ucundaki çocuk benliğiyle konuşmaya başlaması, edebiyatta eşine az rastlanır türden, çok farklı ve sarsıcı bir merak unsuru sundu bana. Yetişkin bir adamın, küçük çocuğun ne zaman üzüleceğini, ne zaman ağlayacağını saati saatine bilip, sırf onun o derin hayal kırıklığını ve acısını bir nebze olsun dindirebilmek için zamandan önce davranıp onu araması, kitabın beni en çok sarsan ve içimi acıtan yönlerinden biriydi. Ortak Hafızanın Nesnesi ve Çözülemeyen Kopukluk Romanın felsefesini sırtlayan en güçlü sembollerden biri, şüphesiz ki müzede sergilenen o eski telefon ve kahramanın onu alıp ablasına göndermesidir. Bu telefon, aslında ortak bir çocukluk hafızasının, paylaşılan acıların ve belki de en çok ablasının içini kemiren o gizli suçluluk duygusunun somut bir nesneye dönüşmüş halidir. Çağdaş dünyada ablası onun normal mesajlarına veya aramalarına muhtemelen yanıt vermeyecekti; aralarında yetişkinliğin getirdiği soğuk duvarlar vardı. Ancak o geçmişe ait nesne, donmuş bir ilişkiyi çözebilen tek anahtar oluyor ve geçmişle yeniden bağlantı kurmalarını sağlıyor. Fakat tüm bu bağ kurma çabasına rağmen, kitabı okurken temeline bir türlü inemediğim, zihnimde çözümsüz
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026808 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·264 syf.··
2026 23. kitabı
İnsanın var olduğu günden beri yakasını bırakmayan,en kadim dertlerinden biridir ölümsüzlük.Yazar,yarattığı Falin karakteriyle bu zamansız meseleye ezber bozan cevaplar arıyor. Sayfalar ilerledikçe,adına "ölüm" dediğimiz ve genellikle ürkütücü bir son olarak algılanan o mutlak gerçeğin,aslında ruh ile beden arasındaki zarif bir yol ayrımı olduğunu fark ediyoruz. Kitap,bu ayrılışın bir bitiş değil,yeni başlangıçların kapısı olduğunu fısıldayarak ölüm korkusunun yerine derin bir kabulleniş bırakıyor. Yazar,ölümsüzlüğü uzaklarda ararken gözden kaçırdığımız bir başka hakikati de yüzümüze çarpıyor: Bedenimiz. Dünyada varlığımızı somutlaştıran, bizi tanımlayan bu yapının aslında ne kadar büyük bir mucize olduğunu gözler önüne seriyor. Her bir hücresiyle, kendi içindeki muazzam ahenkle şarkılarını söyleyen bedenimiz,kitapta adeta eşsiz bir orkestra olarak tasvir ediliyor. Falin'in hikayesi,okuyucuyu sadece ölümün ötesini düşünmeye değil,şu an içinde yaşadığı etten ve kemikten sarayın kusursuz senfonisini dinlemeye de davet ediyor.
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,780 okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024747 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 58. kitabı
#BeniAslaBırakma // Kazuo Ishiguro Yeryüzünde sadece bir "bakıcı" veya "bağışçı" olarak var edilmek,kaderin soğuk nefesini ensenizde hissetmekten farksızdır. Acımasız bir amaca hizmet etmek üzere kurgulanmış bir yaşamda; ruhun sızlaması, duyguların haykırması birer "hata" olarak görülür. Oysa acı, insan olmanın en somut kanıtıdır. Kathy, tam 12 yıldır bu ağır yükü taşıyan bir bakıcı. Çocukluklarından beri "farklı" olduklarını bilmenin o tekinsizliğini taşıyan bu donör çocukların sessiz çığlığı, dış dünyanın onları insan olarak değil, sadece birer "kobay" veya "ruhsuz beden" olarak görmesiyle daha da derinleşiyor. Onlar için gelecek, ulaşılması imkansız bir serap; hayalleri ise asla gerçekleşmeyecek birer teselliden ibaret. Beni Asla Bırakma, insan ruhunun en derin dehlizlerine inen, vicdanın sınırlarını zorlayan ve okuru ahlaki bir hesaplaşmayla yüzleştiren kapkaranlık bir evren yaratıyor. Ishiguro, sistemin çarklarında işleyen o acımasızlığı ve varoluşsal sancıyı öyle keskin bir çizgiyle işliyor ki; karakterlerin kaderlerini kabullenişlerindeki o sessiz çığlık, tüm insanlığın üzerine inen ağır bir utanca dönüşüyor. Kitabı bitirdiğimde, sayfaların arasına sinmiş o tarifsiz melankolinin ağırlığı altında gözyaşlarımı tutamadım. Bu metin, kurmaca olmanın çok ötesinde; insanı insan yapan erdemlerin, acımasız bir dünya düzeninde nasıl tek tek yok edildiğini iliklerime kadar hissettiren sarsıcı bir çığlık. Tüyler ürpertici.
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
7/10
·96 syf.··
2026 39. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 11:54
Bu kitap hakkında söylenecek çok cümlem yok. En dikkat çekici yanı yalınlığı ve doğrudanlığı. Anlatıcı, çocuk yapmaya karar vermeye giden yolun adeta bir özgeçmişini çıkarıyor. İnsan zihninin zıtlıklarla dolu işleyişini hatırlatıyor; gün içinde düşüncelerimiz nerelere savruluyor, çoğu zaman fark etmiyoruz. Bu anlatıda ise tüm o savrulmalar kayda geçirilmiş. Kararsızlıklar tüm çıplaklığıyla sergileniyor. Çocuk sahibi olmak, bir bedende başka bir beden büyütmek ve onu dünyaya bırakmak… Sanırım deneyimlemeden tam anlamıyla empati kuramayacağımız en temel durumlardan biri. Melankoli ile umudun birbirini bırakmadığı bu kitaptan beklentim çok yüksekti. Anneliğin romantize edilmeden anlatılmasını seviyorum. Buna rağmen, okuma deneyimim beklentimin gerisinde kaldı. Yine de 92 sayfalık bir kitapta on üç yerin altını çizmişim. Bu da azımsanacak bir şey değil. Öneririm..
ÇocukKjersti Skomsvold · Jaguar Kitap · 0447 okunma