Ah!
Budur işte benim payıma düşen
Benim payıma düşen budur
Bir gökyüzüdür benim payımı düşen
Asılır asılmaz perde, benden alınıp götürülen ıssız merdivenlerden ta derinlere inmektir benim payıma düşen
Ve ulaşmaktır bir şeye, çürüyen ve gurbette
Benim payıma düşen hüzünlü anılar bahçesinde dolaşıp durmaktır
Ölmektir bana “ellerini seviyorum” diyen bir sesin kederinde...
Yalnızlığın boyutunda bir oda
Ve bir aşk boyutunda olan yüreğim
Mutluluğun yalın bahanelerine bakıyor
Güzelim soluşuna saksılarda çiçeklerin
Bahçemize diktiği fidana
Ve ötüşüne küçük kuşların
Bir pencere boyutunda
Yaşam belki
Upuzun bir sokaktır bir kadının elinde bir sepetle geçtiği
Belki yaşam
Bir adamın kendini bir dala asarken kullandığı iptir
Okuldan dönen bir çocuktur belki yaşam
Bir karanlık ayet olan varlığım
Kendinde yenileyerek seni
Götürecek çiçeklenen sonsuz tanyerine
Ben bu ayette seni ah çektim
Ben bu ayette seni bağladım ağaca, suya ve ateşe