Kitabı bitirir bitirmez düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.
Sabahattin Ali'nin ilk romanı olduğunu hepimiz biliyoruz artık. Gelelim bu romanın anlattıklarına...
Yusuf'un derin acıları, Muazzez'in aşkı, Şahinde'nin yüzsüzlük ve umursamazlığı, Sâlahattin Bey'in boş vermişliği, Ali'nin vefakarlığı, Hacı Ethem'in sinsiliği ve Şakir'in kinciliği... Hepsinde kendinizden bir parça bulucağınız sürükleyici bir roman.
Bazen sinirleniceğiniz, bazen 'bu ne kardeşim böyle ya' diye tepki vericeğiniz ve çokça hüzünleniceğiniz Türk edeyatının memur, zengin ve köylü çatışmasını anlatan sembolü.
Sabahattin Ali'nin ise betimlemeleri her zamanki gibi şahane.
Bu romandan çıkardığım ders ise şu:
Her şey güzel sonla bitmez ve güzel sonla bitmedi diye hayat sona ermez. Dimdik durmak ve elinden geldiğince bu hayatı yaşamak gerek.