Ve ben, kafamın içine ve yanlız kendi ruhuma kapanmakla onların üstüne değil, altında bulunduğumu anlıyordum. Şimdiye kadar zannettiğim gibi, kitleden ayrılmanın bir hususiyet, bir fazlalık değil, bir sakatlık demek olduğunu hissediyordum. Bu insanlar dünyada nasıl yaşamak lazımsa öyle yaşıyorlar, vazifelerini yapıyorlar, hayata bir şey ilave ediyorlardı. Ben neydim? Ruhum, bir ağaç kurdu gibi beni kemirmekten başka ne yapıyordu?
Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, büyük mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey
Yalnız bir şeye dayanmak artık benim için mümkün değil: Her şeyi kafamda yanlız başıma saklamayacağım. Söylemek, bir şeyler, bir çok şeyler anlatmak istiyorum...