Hiçbir zaman kimsenin duyamayacağı gerçeği dile getiren yapayalnız bir hayaletti o. Ama bunu dile getirdiği sürece, süreklilik, sebebi belirsiz şekilde aksamadan devam ediyordu. İnsanlık mirasını, amaç gözeterek değil, sağduyulu kalarak sürdürebiliyordunuz. 
Maddi açıdan geriye en ufak bir izniniz, hatta kağıt parçasına yazılı, sahibi bilinmeyen bir söz bile kalmayacağına göre, gelecekten nasıl medet umardınız? 
Kendini çaresiz bir garip gibi hissetti, bu garip dünyada, sanki derinliklerde kaybolmuş da, deniz dibindeki karanlık ormanlarda dolaşıyormuş gibi geldi ona. Yapayalnızdı. Geçmiş ölmüştü. Geleceğin hayal edilmesi ise olanaksızdı.
Gelecektekilerle nasıl iletişim kurabilirdiniz? Gerçekte bu mümkün değildi. Gelecek, şimdiyi andıracak ve bu durumda Winston’ı dinlemeyecekti. Ya da, şimdikinden farklı olacak; Winston’ın içinde bocaladığı durumun bir anlamı olmayacaktı.