Anayasa, üç yönünü Tanzimat döneminin edebiyat, dil, basın ve yazı alanlarında saptamalar yaşanmıştır.
Bu üç yönün birincisi -Aydınlanma-, ikincisi -Halka doğru eğilimi- , üçüncüsü -siyasal özgürlük- başlıkları altında nitelendirilir.
Batı terimleriyle bunları “Rasyonalizm, Demokrasi ve Liberalizm olarak nitelendirilebilir.
Birinci eğilim, din ve gelenek alışkanlıkları yerine aklın ve özellikle Batı’da gelişen bilimsel ölçülerin üstünlüğü inancını simgeler. İkinci eğilim, yönetici tabaka ile halk kitleleri arasında yaklaşma, başta dil olmak üzere birbirlerini anlama araçlarını geliştirme isteğini yansıtır. Üçüncü eğilim, siyasal iktidarın mutlak gücünü kırarak vatandaş kişinin özgürlüğü idealinin özlenmesidir.
Kendime verdiğim sevgiyi büyütüp etrafımdaki her şeyi de yavaş yavaş sararken dönüştüğüm bu insanı sessizce izliyorum şimdi: Bir yabancıyı izler gibi değil; gurur duyduğum, her adımını merakla beklediğim, beni heyecanlandıran birini izler gibi.
En sonunda kendimi seçmem gerektiğini öğrendim. Üzüldüğümde, kırıldığımda, öfkelendiğimde ve canım yandığında bunu geç olmadan fark etmeyi öğrendim. Ağlayan birisine sarılmak ister gibi kendime sarılmak istemeyi, şefkat göstermeyi öğrendim. Kendimi seçmek diğerlerini umursamamak demek değil. Uzun bir süre öyle zannettim. Bu yüzden dönüştüğüm kişiye alışamadım bir süre. Durmadan yanlış yapıyormuşum gibi hissediyordum. Her sabah başka bir bedenin içinde uyanıyormuşum gibi geliyordu. Saçlarımdan, kirpiklerimden, gözlerimden ve ellerimden yüreğime dek. Yabancıydı. Her şeyiyle.
Ruhu odanın havasına, avlandığı ormanlara, altında dolaştığı binlerce zeytin ağacına, ıslık çalarken baktığı bulutlara karışıyor muydu? Ruhlar zamanın bir anında göz göze gelip birbirini tanıyor muydu?