Oruç Aruoba ile bu denli geç tanışmanın utançlığı içerisinde 'İle' isimli ilişki defteriyle tanıştım. Kitabın kapağını açmam ile benzerlikler silsilesi kitabın son sayfasına dek sürdü. Benzerlik de değil. Kendimle 'aynı'lık! Benim hislerim, sorularımı yazıya dökmüş, sayfalarla bunu bana ulaştırmış gibi bir 'aynı'lık hem de.. Yalnız hissetmiyorum ilk defa.
Aslında her birimizin ilişkide yaşadıkları, sorguladıkları, ithamları, kavgaları, barışmaları gibi sıradan konular ele alınmış olsa da bu sorgulayış biçiminin aslında çok derinlerimizde yer aldığını satırlarıyla aktarıyor bize.
Tanımamalarına hayran ben; sayfaları çevirmeye devam ederken beni can evimden vuran Nietzsche'den alıntılar yapması zaten eşsiz bir duyguydu.
Düşünün sevgi nedir denince kendimize göre yorum katarak birer cümle kurabiliriz değil mi? Bir de sözlük anlamı vardır. İşte bir de Oruç Aruoba'ca tanımı var benim için!
Şöyle demiş bir sayfada Sevgili Aruoba:
Sevgi, bir kişinin, kendisini bekleyen bir kişinin kendisini beklediğini, bilmesidir.
Bu kitap gerçekten olası tüm tanımları sildirip literatürde tek satırla tek ve tek başına onlarca ansiklopediyle yarışacak kadar eşsiz bir kitap.
"Kişi, sevdiğini, o öyledir diye mi sever; o, kendine uygundur- giderek; istediği gibi olur- diye mi sever?" sorusuyla, bu incelemeyi ucu açık olarak bırakıp gidiyorum :)