Dünya işini konuşmanın ne kadar manasız ve yersiz olacağını düşündü sadece. İnsanoğlunun yaşamı ile arasına toprak girdiğinde önemli diye addettiği meselenin dahi ne kadar anlamsız kaldığının apaçık görüleceği yerdeydi.
Bu topraklarda yaşayanlar sudaki balık gibi; derya içinde yüzüyorlar ama deryadan bihaberler. Bilgiye kolay ulaşılan bu devirde araştırmayan gençler yetişiyor. Veya bambaşka ilgi alanları var ki onlar da geçmişlerini, inandıkları dinin gereklerini kapsamıyor. Ya bir sonraki nesilde, onların çocuklarında durum ne olacak?
Türk köylüsü bu ülkenin okumuş insanından daha dürüst, daha fazla değerler bilinci var. Sanki eğitim sistemimiz eğittiği kişide değerler erozyonu yaratıyor.
Annemin elini en son ne zaman tutuğumu hatırlamıyordum. Ne tuhaf, çocukken bırakmaktan ölesiye korktuğun eli, büyüdüğünde tutunca garipsiyordun. İnsan büyüdükçe elini çekiyordu annesinden.
Anneler evlatlarının masumiyetini bir nişan gibi gözlerinin içinde taşıyorlar her zaman, bunu kaybederlerse eğer başka hiçbir şey göremeyecek kadar karanlık bir suçluluk duygusuna gömülüp kalacaklarını sanıyorlar.