beikhan

8/10
·252 syf.··
2022 9. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2022 07:36
Teoman'ın şarkılarını severek dinleyen herkesin bir göz atması lazım bu kitaba. HepKitap editörleri çok iyi iş başarmış, Teoman'dan çıkabilecek en iyi kitabı hazırlamışlar ve bize sunmuşlar. Kitabı okuduktan sonra onlara ayrıca bir teşekkür etmek gerektiğini hissettim, okuyanlar beni anlayacaktır. Her ne kadar hayatını umursamaz olmaya adamaya çalışsa da arkasında bir şeyler bırakmak isteyen bir adamın hayat hikayesini okuyacaksınız burada. Kitap ilerledikçe kendisi de sanki bizimle öğreniyor ne kadar değiştiğini, kaçınılmaz olanın değişimin kendisi olduğunu. Şaka maka hayatında yarım asrı devirirken yazmış olduğu bu kitap, onun şarkılarına kulak verenlere büyük nasihatler da taşıyor, amacı katiyen nasihat vermek olmasa da. Kendi adıma büyük dersler aldım, özellikle ruh sağlığını ihmal etmemenin önemi konusunda. Çok sevdiğim bir sanatçının önünde sonunda alelade bir insan olduğunu, kendini gerçekleştirme noktasına gelmiş olsa dahi bizim gibi bocaladığını öğrenmek çok ilginç bir deneyimdi. Kitaba girmeyen eminim daha neler vardır, fakat buraya yansıtmayı seçtiği kusurlarını açık edebilecek bu ülkede tek ünlü kendisidir, bu da bir gerçek. Okuduklarım herhangi bir hayal kırıklığı yaşatmadı bana, aksine dürüstlüğüne her sayfada daha da hayran kaldım. İyi ki aynı anadile doğmuşuz, iyi ki onun sözlerini tanımışım ve sevmişim diye düşündürttü bana. Müziği tekrar bırakır veya bırakmaz bilemem, yalnızca tüm kalbimle temenni ederim ki kızının hatırına bundan sonra kendine daha iyi bakmaya başlar. Tüm hatalarımıza rağmen, umarım hepimiz kendimizi sevmeyi öğreniriz bir gün.
Fasa FisoTeoman · Hep Kitap · 20182,066 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
4/10
·104 syf.··
2022 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2022 00:00
Kitabın özetinde dendiği gibi "Bu kitap Celâl Üster’in çeviri alanındaki emeklerini alkışlamak için hazırlandı". Açıkçası bizim okumamız için basılma nedenini hala merak ediyorum. Kitabı okurken sanki birinin hatıra defterini aşırmışım da sahibinden gizli okuyormuşum hissine kapılmadan edemedim. Çeviribilim öğrencisi olduğum için usta çevirmenlerle ilgili basılan yayınları tereddütsüz alıyordum fakat bu kitaptan sonra biraz daha seçici olmam gerektiğine karar verdim. Çünkü aradığım tarzda bir bilgi bulamadım. Kitapta bol bol övgü ve kırpık anılar var. Kırpık anılardan kastım okuyucunun kafasında soru işareti bırakan, "ne alaka yahu" dedirten, muhtemelen sadece Celal Bey ve yazan kişi arasında anlaşılacak şeyler. Övgülere gelince, bir çevirmenin haiz olması gereken asgari özellikler, sanki çok özel elde edilen bilgiler gibi övülmüş bol bol. Celal Üster şüphesiz ki ustalığını çoktan ispatlamış bir isimdir, fakat eve pencere kapı koydu diye mimarı övmeyiz değil mi? Bunu, yazarların sadece "alaylı" çevirmenler tanımalarına, daha çok da Türkiye'de çevirinin akademik ayağını hala tanımamış olmamalarına üzülerek yoruyorum. Üzülüyorum çünkü bütün bu insanlar yayınevlerinde aktif çalışmış insanlar. Yakın gelecekte çeviribilim mezunlarının çevirilerinin yaygınlaşması ile ortalıkta dolaşan korkunç çevirilerin tedavülden kalkacağı, bizim gençliğimizin de özellikle klasiklerin tamamını severek sıkılmadan okuyacağı dönemleri görmek ümidiyle. Kitabın bana en büyük faydası Asuman Susam hanımın lezzetli Türkçesini tanımak oldu. Bundan sonra kendisinin eserlerini yakinen takip edeceğim. Son olarak Celal Beye daha nice uzun sağlıklı yıllar diliyorum. Bir sonraki okumam kendisinin "Bir Çevirgenin Notları" eseri olacak. Bu kadar övgüden sonra beklentim çok yüksek.
Celal Üster İçinAslı Uluşahin · Can Yayınları · 20183 okunma
1/10
·%73 (380/520 syf.)·
İsmail Yerguz'a yakışmayan korkunçlukta bir çeviri. Ekşi Sözlük'te bu kitabın çevirisini dört haftada tamamladığı yazıyor. İnanmak istememiştim ama kitabın ilk elli sayfasını ite kaka okuyunca doğru olduğuna kanaat getirdim. Sadece matematik ile ilgili olan konulara biraz özen gösterilmiş. Onda da kırk yıllık Pisagor'a "Pythagoras" denmesi gibi ilginç kararlar alınmış. Umarım ileride tekrar gözden geçirilerek çevirmenin ve yayınevinin isimlerine yakışır bir çeviriyle yeni basımı yapılır.
Papağan TeoremiDenis Guedj · Kırmızı Kedi · 2010256 okunma
7/10
·471 syf.··
2022 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2022 00:00
"Bak sana ne diyeyim. Bir erkeğin kalbi fesat, habis bir şeydir, Meryem. Bir ananın rahmine hiç benzemez. Kanamaz, sana yer açmak için genişlemez." Sayısız yerde rastladığım bu alıntının vesilesiyle kitabı okudum. Afganistan'da Sovyetler müdahalesi ve sonrasında (1950-) yaşayan kadınların hayat hikayesini konu edinen bu kitap, saf kötülüğün dine yamanmasını çok iyi anlatıyor. Kendilerine zararı dokunmadığı sürece hiçbir şeye tepki göstermeyen, kimseye hesabını vermek zorunda olmadığı için elinden gelen kötülüğü ardına koymayan (müslüman) erkek tasviri dehşet verici ve bizim için bir o kadar da tanıdık. İnsanı ülkesinden fazla maden çıkmadığına şükrettiriyor. Kitap boyunca fırıldak gibi fraksiyondan fraksiyona atlayan Afgan grup liderlerini görüyoruz. Filler tepişirken çimenler eziliyor. Nihayet kitabın sonuna doğru Afganistan'a bu sefer ABD müdahale ediyor. Kitap boyunca savaşın yol açtığı acıları betimleyen yazar, bu müdahaleyi adeta kurtuluş gibi kitabına yansıtıyor. Bu müdahaleyi bu denli olumlu anlatışı ister istemez kitabın amacını okura sorgulatıyor ve batı propagandası amaçlılığı yönünde şüphe uyandırıyor. (düzenlendi) [23:32] Yazarın hiçbir şekilde Afgan egemenliği/özgürlüğü üzerine yorum yapmaması da bu şüpheyi körükleyen nedenlerden biri. Kendi yorumuna göre Afgan halkı tıpkı Titanic filmindeki gibi kendisini kurtaracak bir "Jack" bekleyişinde ve kendisine başka çıkış yolu görmemekte. Bir ulusun kendi egemenliğini hiç arzu etmemiş olması da Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin vatandaşı olarak bana hayli gerçekdışı geliyor. Yazarın 14 yaşındaki kızlara yüklediği olağanüstü annelik içgüdüleri ise gerçekdışılığa bir çentik daha atıyor. Cinselliğin tabu olarak görüldüğü bir coğrafyada, ilk deneyimlerinden hamile kalmış bir kız çocuğunun yanında yol gösterici
Edebiyat
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 2018119,5bin okunma
8/10
·67 syf.··
2022 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2022 00:00
Tam bir bilinç akışı romanı. Bir romanın olmazsa olmazı yer ve zaman mefhumlarından muaf, adeta ölüm döşeğindeki hastanın gözünün önünden geçen film şeridi tadında kaleme dökülmüş kelimeler. Okuru şaşırtıp duruyor, bir yerden sonra takip etmeyi bırakıp "film"in akışına kapılıyorsunuz. Çocukluktan yetişkinliğe uzanan bu bilinç akışını ilginç kılan yazarın alışılmışın dışında deneyimleri. Kendisi bir anda Fatih Çarşamba'da, sonra Beyoğlu'nda, bir an sonra Paris'te, Berlin'de, bazı zamanlar ise akıl hastanesinde. Akıl hastanesi ise anıları en çarpıcı olanları. Belki de en çok orada kendisiyle baş başa kaldığı için... Romanın ne kadarının otobiyografik, ne kadarının yazarın yazın gücü olduğunu kestirmek güç. Romanın otobiyografi olduğuna dair kesin bir ifadesi de olmamış. (Ya da ben göremedim.) Sanırım yazar yorumu okura bırakmış. Romanda Eski İstanbul'u, yaşadığımız yerleri, yürüdüğümüz sokakları yıllar öncesinden okumak çok keyif veriyor. Pek iç açıcı bir hikayesi olmadığından bu İstanbul anıları gülümseten nadir anlardan diyebilirim. Enteresan bir okumaydı, Türk kadın yazarlara daha çok şans vermeliyim diye düşündüm.
Edebiyat
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma