d

Uyumuyorduk artık, çünkü hüznün saatiydi yatağımız ve birer değnek gibi büküyorduk akreple yelkovanı, ve onlar hızla yaylanıp kırbaçlıyorlardı zamanı kan gelene kadar, ve sen, gittikçe bastıran günbatımıyla konuşuyordun, ve ben, on iki kez sen diye seslendim sözcüklerinle ördüğün geceye, ve gece açılıp, öylece kaldı, ve ben, bir gözü onun kucağına bırakırken, ötekini senin saçlarına taktım, ve ikisinin arasından açık damarı uzattım fitil yerine- ve genç bir şimşek, yüzerek yaklaştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şu ki, uykusuz geceler bitebilir, ama sizde bıraktıkları ışık sönmez: Karanlıklarda cezasız kalmadan görülmez, bunun öğrettikleri tehlikesiz bir şekilde derlenmez, güneşten artık hiçbir şey öğrenemeyecek gözler vardır, gecelere hasta olan ve bundan hiç iyileşmeyecek ruhlar da…
Nerede tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet – geçmişinde bunların hiçbiri yok; hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni hiçbir zaaf onurlandırmıyor. İz bırakmadan kayıp gittin; senin rüyan neydi peki?

d

, bir kitap okudu
10/10
·192 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
2022 24. kitabı
Emil Michel Cioran
7.5/10 · 14,5bin okunma
Artık düşlerimizi madde de ruh da besleyemez: Bu evren yüreklerimiz kadar kurumuş. Artık hiçbir yerde cevher yok: Atalarımız bize paçavraya dönmüş ruhlarını ve kurtlanmış iliklerini bıraktı. Macera son buluyor; bilinç can çekişiyor; ezgilerimiz uçup gitti; ölenlerin güneşi parlıyor işte.