d

Tanrım, bütün uyuşturucu ilaçlara rağmen, amaçsız partilerin, allı pullu, kulak tırmalayıcı neşesine rağmen, hayat, yalnızlık demek. Ve nihayet ruhunu açabileceğini hissettiğin birini bulduğunda, ağzından çıkan sözcükleri duyunca şaşkınlıkla kalakalıyorsun- içindeki o küçük, sıkış tepiş karanlıkta kapalı kalmaktan öyle körelmiş, öyle çirkin, öyle anlamsız ve güçsüzler ki. Evet, neşe, tatmin ve arkadaşlık var - ama dehşet verici bir farkındalık içindeki ruhun yalnızlığı bir o kadar korkunç ve yıkıcı.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gözlerimin ardında uyuşuk, kötürüm bir oyuk, bir cehennem çukuru, taklitçi bir hiçlik varmış gibi hissediyorum. Asla düşünmedim, asla yazmadım, asla acı çekmedim. Sorumluluklardan kaçmak, bir sefil gibi sürünerek ana rahmine dönmek için kendimi öldürmek istiyorum. Kim olduğumu nereye gittiğimi bilmiyorum- bu soruların cevabını bulması gereken yine benim. Özgürlükten kaçmanın asil bir yolunu arıyorum- zayıf düştüm, yorgunum, sağlıklı kıvrak bir zihin ve irade gerektiren o güçlü, yapıcı insanlara isyan ediyorum.
“Bir süredir hissizlik inzivasına çekilmiştim: hissetmemek, dünyanın sana dokunmasına izin vermemek çok daha tehlikesiz.Ama gerçek benliğim buna başkaldırdı, bunu yaptığım için bana nefret duydu.Zıtlıklardan, yıkıcı, olumsuz duygulardan usanmış, kendimi ifade etmeyi, bu duyguları kusmayı reddederek bir bozulmanın içine düştüm- içimde iltihaplandılar, büyüyüp eciş bücüş, cerahat dolu yaralara dönüştüler.”
Kendi sınırların seni çarmıha geriyor. Körü körüne yaptığın seçimler değiştirilemiyor; bu saatten sonra geri alınamıyor. Fırsatın vardı ; kullanmadın. İlk günahın çamuruna batmış ,kendi sınırlarında debelenip duruyorsun. Çıkıp bir yürüyüş yapmaya bile karar veremiyorsun: bu bir kaçış mi yoksa bütün gün odana kapanıp kalmak yerine ferahlatıcı bir deva mı emin olamıyorsun. Hayattan aldığın bütün zevkleri yitirdin. Önümde çıkmaz sokaklar bir bir dizilmiş. Hem kasten hem çaresizce yaratıcı hayata tutunduğun ipleri kesiyorsun . Gitgide cansız bir makineye dönüşüyorsun. Sevmeye nerden başlayacağını biliyor olsan da sevemiyorsun. Her düşünce bir şeytan ,bir cehennem - her şeyi yeniden yapma şansın olsaydı şayet,ah, ne kadar da farklı yapardın bu kez ! Eve gitmek ,ana rahmine geri dönmek istiyorsun. Dünyanın acımasızca bütün kapıları bir bir yüzüne kapatışını tek bir şey hissetmeksizin izliyorsun. Bir zamanlar çok iyi bildiğin o sırrı unutmuş gibisin,neşeli ,güler yüzlü olmanın, o kapıları açmanın sırrını.
Bugünkü sistemin seyirliğinde Zorunluluk yok artık. Dolayısıyla hiçbir deneyim de iletilmiyor. Geriye kalan paylaşılabilecek tek şey, seyirlik; kimsenin oynamadığı, herkesin seyrettiği oyun. İnsanlar kendi varoluşlarına ve acılarına, eskiden hiç olmadığı kadar, tek başlarına, zamanın ve evrenin uçsuz bucaksız arenasında bir yer bulmaya çalışıyorlar.