Çocuklar büyürken evi düzenli tutmaya çalışmak, kar hâlâ yağıyorken kapının önünü süpürmeye benzermiş... Bırakalım
evi toplamaya, temız tutmaya, dolapları milimetrik hareketlerle yerleştirmeye çalışmayı. Önce çocuklarımızın hayal dünyalarını toparlayalım, evi değil.
Onların elinden sokağı aldık... O da giderken .
yaninda mahalle arkadaşlığını, sokak kedilerini,
çocuk seslerini, sokak oyunlarını, kapı önü
sohbetlerini, özgürlüğü götürdü. Şimdi ne kadar
çabalasak sokağın sesini anlatamayacağız
çocuklara.
Çocukluk aslında başlı başına
bir hazinedir. Annelerinin gizli gizli
sakladığı altınları, çocuklar yıllar sonra
keşfederler. Anılar gerçek bir altın gibi
parlamaz belki ama bilirim, düşününce
insanın yüreği parlar.