“ Vazgeçebilir miydim tamamen? Ama onu tekrar görmek,
benim elimde olan bir şey değildi. Azap çeken bir ruh gibi
bekliyor, kolluyor, arıyordum, lâkin boşuna! ”
Hayat tecrübelerimle şu yargıya
vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum
var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden
geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi
yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi
gölgeme tanıtmak isteğidir. Duvardan doğru eğilmiş,
yazdıklarımı oburca yutmak, yok etmek isteyen gölgeme.
“ Bir türkü duyulur... Gecede başka türlü, gündüzde başka türlüdür. Çocuk söylerse başka tatta, kadın söylerse... Genç söylerse başka türlü olur, yaşlı söylerse... Dağda söylenirse başka, ovada, ormanda, denizde başka türlüdür. Hep ayrı ayrı tattadır. Sabahleyin başka, öğle, ikindin, akşamlayın başkadır. ”