“Uyarılma tüm zihinsel fonksiyonlarda önemlidir. Dikkat, algı, hafıza, duygu ve problem çözmeye önemli ölçüde katkıda bulunur. Uyarılma olmadan, neler olduğunu fark etmeyiz, ayrıntılarla ilgilenmeyiz. Ama çok fazla uyarılma da iyi değildir. Aşırı tahrik olursanız gergin, endişeli ve verimsiz olursunuz. En iyi şekilde performans göstermek için doğru etkinleştirme düzeyine sahip olmanız gerekir.”
Bir kez yerleştikten sonra, duymazdan gelme gibi bir savunma mekanizmasının kendine ait bir hayatı olur. Bunun olabilmesi için yakın çevrede çok az sıkıntılı ya da hiç sıkıntılı olmayan bir mizaca ihtiyaç vardır. Olduğu gibi, farkındalığın serebral aparatında ‘varsayılan’ ayar haline gelir: Başka özel bir anahtar açılmadıkça, duymazdan gelme beynin otomatik geri döndüğü varsayılan durum olacaktır. Duymazdan gelme, derinden yerleşmiş nörolojik yanıtlara dayandığından, bir sonraki aktivasyonları için çok az uyarana ihtiyaç vardır. Bir devre kurulduktan sonra, sinyaller alternatif rotalardan çok daha kolay bir şekilde, her iki tarafındaki çim veya çalıdan veya düz zemin yerine bir kanalda akan sudan ziyade dövülmüş bir yolda yürüme kolaylığına benzer şekilde hareket edecektir. Derenin farklı bir yönde akmasını istiyorsak, bunun için yeni yollar oluşturmamız gerekecektir.
Ayrışma, doğanın bahşettiği bir acil durumda hayatta kalma tekniğidir. Günlük kullanım için değildir; nadiren, acı hissetmenin hayatta kalmayı, hissetmemekten daha fazla tehdit ettiği durumlarda kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Dış dünyayla bağlantıyı kesmek, koruyucu olsa bile tehlikeli olabileceğinden, doğa bu savunma mekanizmasını yalnızca belirli korkunç koşullar altında kullanmamıza izin verir. İlk durum ağır sıkıntıdır. Birinin ayak parmağındaki yaranın acısını duymazdan gelmesi gerekmez. İkinci şart çaresizliktir. Yardım varsa, acıyı hissetmek ve yardım çığlığı atmak, duymazdan gelmekten daha güvenlidir.
Genel olarak, hiperaktif çocukların istismar edilme olasılığı en yüksek olanlar olduğu söylenir. Öyle olsa bile, ebeveynin kötü niyetli eğilimi, çocuğun DEB’inden kaynaklanmaz. Aksine -cinsel istismarda olduğu gibi- DEB’in fiziksel kötü muamelenin bir olasılık olduğu bir ailede ortaya çıkma olasılığı ister açık ister üzeri örtülü olsun, daha fazladır. Bu tür ailelerdeki psikolojik atmosfer çocuğun doğumundan önce bozulmuştur çünkü ebeveynler kendilerine yapılan istismarın ruhsal izlerini taşır.