Nihal

Kuran’da bir insanın dinden çıkması halinde öldürülmesi gerektiği şeklinde yorumlanmış ayetler mevcuttur. Kuran’a inanan bir müslümansanız, ateist olan kardeşinizin, evladınızın öldürülmesine karşı çıkmanız gerektiğini bilirsiniz, doğru olanın ateist kardeşinizi korumak, ne pahasına olursa olsun ölüm emrine karşı çıkmak, onu bu emirden kurtarmak olduğunu sezgilerinizle duyarsınız. Burada yanlışın ayette, ayetin yorumlanışında olduğuna kanisinizdir. Belki açıklama ararsınız, ama elinizde yeterli delil ve açıklama olmasa da ‘doğru’ olduğuna emin olduğunuz ‘ölümden kurtarmak gerektiği sezginiz’i can havliyle takip edersiniz. Bu yaptığınızı ‘emre itaat etmemek’ olarak görmezsiniz. Çünkü, bunun yanlış olduğunu biliyorsunuz, ve yanlış olduğunu en derininizden duyduğunuz bir şey doğru olamaz.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha önce örnek verdiğim gibi, “Yabancı biri bacağıma dokunmuştu ve ben kendimi çok kötü hissetmiştim,” diyerek kötü bir tecrübeden, bu tecrübeden hala üzüntü duymakla birlikte onu artık atlatmış bir yetişkin olarak bahsedebileceğiniz kanaatindeyim. Ama yaşadığınız şey hala atlatamadığınız bir meseleyse, ondan bahsederken hıçkırıklara boğuluyor, dövünüyor, kendinizi yerlere atıyor, ne yaptığınıza/söylediğinize tam anlamıyla hakim olamıyor, yaşanmış şeyle aranızdaki objektif mesafeyi koruyamıyorsanız, o zaman o meseleyi kendi içinizde çözmediğiniz sürece çocuğun yanında da bu henüz kontrolü sağlanmamış hislerinizi katarak konuşmamalısınız.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
‘Çocukları kaç yaşına gelirse gelsin’ ifademden, anne-babanın, çocuğunun yaşı büyüdükçe ona yaptığı yanlışın öneminin de arttığını düşündüğüm sanılmasın. Böyle diyerek, çocuğu önce ‘çocuk olduğu’ gerekçesiyle ezen anne/babanın çocuk yetişkin haline geldiğinde de birey kabul edemediğini vurgulamak istiyorum. “Kaç yaşında olursan ol, anne/babanın gözünde hep çocuksundur,” gibi sözler, çocuğun benliğine vaktiyle saygı duymamış anne/babanın çocuk büyüdüğünde de o benliğe artık kolay kolay saygı duymayacağı gerçeğini ortaya koyuyor. “Anne/baba yüreği işte,” diyerek anne-babanın yetişkin evladına çocuk muamelesi yapmasını meşru görmek, her zaman olduğu gibi yine anne-babanın, büyüğün hatasını aklayan, evladı, genç olanı ezen bir yaklaşım.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Siz bebeğinizin altını değiştirirken, bebeğinizi/çocuğunuzu yıkarken bile, o beden sizin değildir, sizin tasarrufunuzda değildir. Doğurduğunuz çocuğun tuvalet temizliğini bir süre kendi başına yapamayacağı gerçeğini ona onun benliğine saygı duymamanın gerekçesi olarak yüzüne vuracaksanız, yani çocuğu ömür boyu uğraşacağı problemlerle sakatlayacaksanız, o çocuğu doğurmayın. Doğurulan çocuk tuvalet temizliği ve başka bir çok konuda çaresizdir, ama siz doğurduğunuz takdirde bir süre kendine bakamayacağını gayet iyi bildiğiniz çocuğu doğurup doğurmama iradesine sahipsiniz.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
“Kızlarınıza karate öğretin!” gibi söylemlere kulak asmayın. Çocuk isterse, tabii ki karate öğrensin; ama çocuğun ezilmesine neden olan, çoğu zaman, bize öğretildiği gibi fiziksel zayıflığı değildir. Çocuk karate şampiyonu olsa bile, kendisine başkalarının davranışlarının, sözlerinin pasif alıcısı olması öğretilmişse -ki okulda, evde, her yerde bu öğretiliyor-, taciz karşısında sessiz ve edilgin kalır. Çocuğunuzu dışarıdaki insanlardan korumaya değil, çocuğunuza kendisini koruma becerisi gelişecek şekilde, nesne değil özne gibi davranmaya odaklanın.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan