Kültürümüzde hala yok ediciler var ve bunlar hala bütün bilinci ve kusursuzluk çabalarını zayıflatıp ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Her yirmi yılda bir özgürlükler için yeniden bir savaşım verilmesi gerektiğini savunan bakış açısında büyük bir gerçeklik payı var. Kimi zaman ise, her beş dakikada bir savaşmalıymışız gibi hissederiz.
Ama vahşi doğa bize meydan okumalarla karşılaşacağımızı, çünkü bunların her zaman orada ve mevcut olduğunu öğretir. Kurtlar rahatsız edildiklerinde, “Ah hayır! Yine mi?” demezler. Sıçrar, çullanır, koşar, dalar, tırmalar, ölüyü oynar, boynuna hücum eder, ne gerekiyorsa yaparlar. Öyleyse entropiyle, kötüye gidişle, zor zamanlarla karşılaştırdığımızda biz de sarsılmamalıyız. Kadınların sevincini tuzağa düşüren sorunların her zaman değişeceğini ve farklı kılıklarda görünebileceğini anlamalıyız; neyse ki, yüreğin, yüreğin zorunlu tüm eylemleri için gereken libido ve mutlak dayanma gücü kendi öz doğalarımızda mevcuttur
Kimi zaman çorak bir toplumun önünde eğilip yaltaklanmanın tek alternatifi, cesaretle sırılsıklam olmuş bir eyleme girişmektir. Bu eylemin dünyayı sarsması şart değildir. Cesaret, yüreği izlemek demektir.
Peri masalları on sayfa içinde sona erse de, yaşamlarımız daha uzun sürer. Bizler çok ciltli kitap takımlarıyız. Hayatımızın bir bölümü duvara toslayıp yansa da, her zaman bizi bekleyen bir bölüm ve sonra başka bir bölüm daha vardır. Doğrusunu yapmak, hayatımızı sahip olmayı hak ettiğimiz şekillerde biçimlendirmek için her zaman daha başka fırsatlarımız olacaktır. Bir başarısızlıktan nefret ederek zamanınızı harcamayın. Başarısızlık, başarıdan daha büyük bir öğretmendir. Dinleyin, öğrenin, devam edin.
Bedenlerde, ‘olması beklenen’ herhangi bir şey yoktur. Sorun, şeklin büyüklüğü ya da yıllar, hatta her şeyden iki tane olması da değildir, çünkü bazıları öyle değildir. Vahşi soru şudur: Bu beden hissediyor mu, zevkle, yürekle, ruhla, vahşi olanla doğru bağlantısı var mı? Mutluluğa, sevince sahip mi? Kendi tarzınca hareket edebiliyor mu, dans edebiliyor mu, hafif hafif sallanabiliyor mu, çalkalanabiliyor mu, girebiliyor mu? Başka hiçbir şey önemli değildir.