Nihal

Fanatiğin körlüğü kendisi için bir güç kaynağıdır (çünkü engelleri göremez), fakat bu körlük aynı zamanda düşünsel kısırlık ve duygusal tekdüzelik oluşturur. Fanatik, kendisini zihnen pek beğenir ve dolayısıyla yeni başlangıçlardan uzaktır. Fanatiğin kendini beğenmişliğinin kökeninde, bütün dünyanın tek bir basit formüle, yani onun formülüne uyduğu kanısı yatar. Dolayısıyla, zaman zaman meyve veren el yordamıyla arayışların, yani zihnin tabiri caizse çözümün içinde olduğu, her türden yeni tepkilere, yeni bileşimlere ve yeni başlangıçlara hazır olduğu zamanların uzağındadır.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnancı ne kadar yüce ve amacı ne kadar kıymetli olursa olsun hiçbir kitle hareketi, aktif aşaması uzadığı takdirde ve özellikle de hareketin iktidarı kesin olarak ele geçirmesinden sonra da aktif aşamanın devam etmesi durumunda, iyi bir hareket olamaz. Reform, Püriten, Fransız ve Amerikan devrimleri gibi yararlı kabul edebileceğimiz kitle hareketleri ve son yüzyıldaki milliyetçi hareketlerin çoğu, görece kısa bir aktif aşama geçirmişlerdir, gerçi varlıklarını devam ettirdikleri sürece -az ya da çok- fanatiklerin damgasını taşımışlardır. Halkına ve insanlığa yararlı olan kitle hareketi liderleri, yalnızca bir kitle hareketini nasıl başlatacaklarını değil, tıpkı Gandhi gibi, onun aktif aşamasını ne zaman bitireceklerini de bilirler.
Sayfa 191·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Marat, Robespierre, Lenin, Mussolini ve Hitler yaratıcı olmayan söz erbabının saflarından çıkan fanatiklerin çarpıcı örneklerindendir. Peter Viereck, ileri gelen Nazilerden çoğunun edebiyat ve diğer sanat kollarında eser verme ihtirasında olduklarına fakat bunu gerçekleştiremediklerine işaret eder. Hitler ressam ve mimar olmak istemişti; Goebbels tiyatro oyunu, roman ve şiir yazmak istemişti; Rosenberg mimar ve filozof olmak istemişti; von Shirach şair, Funk müzisyen, Streicher ise ressam olmak istemişti. “Gerek bildik kaba başarı ölçütleri gerekse kendi sanatsal ölçütleri itibarıyla, neredeyse hepsi başarısız olmuştu.” Onların edebiyat ve diğer sanat alanlarındaki ihtirasları “başlangıçta siyasi ihtiraslarından çok daha derindi ve kişiliklerinin bölünmez bir parçasıydı.”
Sayfa 182·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Sahici söz erbabı, mutlak şeylere inancı olmaksızın da yaşayabilir. O, hakikat arayışına hakikatin kendisi kadar kıymet verir. Fikirleri çarpıştırmaktan ve tartışmadaki alışverişten keyif alır. Eğer onun bir felsefesi ve öğretisi varsa, bu daha ziyade zekasının parlaklığını göstermek ve bir diyalektik egzersizi yapmak için yaptığı bir şeydir; bir eylem programı ya da inancın ilkeleri değildir. Evet, kibri onu çoğu kez kendi spekülasyonlarını vahşice ve hatta zehir saçarak müdafaa etmeye yöneltir; ama onun çağrısı genellikle inanç yoluna değil, aklın yolunadır. Yine de, fanatikler ve inanca susamış kitleler, bu spekülasyonlara bir kutsal irade kesinliği içinde sarılırlar ve onları yeni bir inancın kaynağı haline getirirler. Ne İsa bir Hıristiyandı ne de Marx bir Marxistti.
Sayfa 176·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan
Bir yönetim, ehliyetinin sınırlarını aştığı halde iktidarda kalabilmişse, o yerde ya eğitimli bir sınıf yoktur ya da iktidardakilerle söz erbabı arasında sıkı bir ittifak vardır. Okumuşların tümünün rahip sınıfından olduğu bir yerde kilise saldırılardan muaftır. Okumuşların hepsinin bürokrat olduğu veya eğitimin insanlara üstün olduğu kabul edilen bir statü bahşettiği yerlerde, hakim düzen, büyük olasılıkla protesto hareketleriyle karşılaşmaz.
Sayfa 170·Kitabı okudu
Hayat ve İnsan