Nihal

Çocukken egomuz çok zayıf. Sağlıklı şekilde güçlenebilmesi için bu dönemde desteklenmesi bu yüzden çok önemli. 'Ego' ve 'güçlü ego' sözcükleri günlük hayatta yanlış şekilde kullanılmakta. Güçlü ego, tüm-güçlülük de demek. Güçlü egosu olan kişi kimseyi ezmeye, aşağılamaya ihtiyaç duymuyor. Bunlar tam tersine, zayıf egosu olan kişilerin tam da egolarının zayıflığı nedeniyle yapmaya ihtiyaç duyacağı şeyler. Günlük hayatta 'güçlü ego' derken, psikolojide 'inflated ego (şişkin ego)' adı verilen şeyi kastediyoruz genellikle. Şişkin ego, güçlü değil zayıf ego. Sadece, balon gibi şişirilmiş halde.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kimseye kendisinin anlamadığı bir şeyi anlatamazsınız, derim hep. Kimseye kendisinin göremediği bir şeyi gösteremezsiniz. Bu da onun gibi. Anlatarak anlatamazsınız. Öğreterek öğretemezsiniz. Gücün ve iradenin tamamen o kişinin kendisinde olduğu gerçeğini teslim etmemiz ve bu güce, iradeye saygı duyarak hareket etmemiz gerekiyor önce.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim
Storr, yaratıcı kimseleri inceleyen uzmanların çoğunun bu kişilerin en belirgin özelliklerinden birinin bağımsızlıklarına düşkünlükleri olduğu konusunda birleştiğini söylüyor. Yaratıcı insanların daha az yaratıcı olanlardan temel farkı, toplumun standartlarından çok kendi standartlarından etkilenmeleri. "Inner-directed" olmaları, yani dış değil iç tarafından yönetilmeleri. Disiplinli olmak ile prensipli olmanın farkı da bu. Prensipli kişi "inner-directed", yani iç tarafından yönetilirken disiplinli kişi dışa bağlı.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim
Yaratıcılık, yetişkinin oyunudur. Bu oyunlardan biri, Winnicott'ın her Noel'de çizip boyadığı kartlardır. Noel öncesi, geceleri ikiye kadar uyanık kalarak yüzlerce kart çizer Winnicott ve sonra bunlar Winnicottların yakınlarına, dostlarına yollanır Noel kartı olarak. Bir Noel'de Clare Winnicott, kartların boyamadan önceki halinin daha güzel olduğunu söyler. "Evet, biliyorum," der Winnicott, "Ama boyamayı seviyorum." Winnicott 'ın yüzlerce kartı saatlerce vakit harcayıp boyayarak az önce olduklarından daha çirkin hale getirmesi. Bunu bilerek yapması ise paha biçilemez. Kötü bir resmi de sevebiliriz. Kötü bir resmi sevme hakkımızı içimizde duyabilirsek onu asma korkumuz da olmaz. Winnicott'ın hemen hiçbir zaman erteleme sorunu yaşamaması ve hep çok büyük bir neşeyle çalışması, şaşırılacak bir durum değil bu yüzden.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim
Üniversitede de öğrencilere aynı şeyi söylüyorum. "O gün üzgün müsünüz? Üzüntünüzü de alıp gelin derse, bunun metni yorumlamamızı nasıl etkilediğine bakalım beraber," diyorum, kendim üzüntü nedeniyle birçok derse gidememiş olduğum için. Derse çok üzgün gidiyorum bazen ve üzüntümü saklamak o gün zor geliyorsa saklamıyorum. (Nitekim bazen istesem de saklayamayacağım kadar ağır oluyor üzüntüm.) "Şu an çok zorlanarak anlatıyorum." diyorum ve bunu söylediğimde daha rahat anlatabilmeye başlıyorum.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim