"Burada, tıpkı hapishanedeymişim gibi tek başıma geçirdiğim yazın en güzel anlarını düşünüyordum. En kötü alınyazısı bir keyfe dönüşebilir, yeter ki onu biz seçelim."
"Hafızamızın oyunları," dedi Giannino. Yanağını sandalyenin arkasına yasladı, sürekli Stefano'ya bakıyordu.
"Etrafımızda sürekli başkaları oluyor ama sadece yalnız kalınca kendi hâlimizin derdine düşüyoruz."
Sonra gergin bir şekilde güldü. "Yoksa bu akşam birini mi bekliyordunuz? Buraya gelmeyi kendiniz seçtiğinizi bana söylemeyin. Alın yazımızı biz seçmeyiz."
"Bize dayatılmadan önce bunu seçmeyi istesek yeter," dedi Stefano. "Kader yoktur, yalnızca sınırlar vardır. En kötü kader onlara boyun eğmektir. Oysa karşı çıkmak gerekir."
Sonra şu düşünceye tutundu: birileri yanlarında olmadığımız için acı çektiği sürece yalnızlığa dayanabiliriz, oysa gerçek yalnızlık katlanılmaz bir hücredir.
Çünkü kaçmak demek yine bir şeyler yapmak demek, yine bir karar vermek demek. Ama kaçmayıp beklersen, başkalarının karar vermesi gerekir. Onlara kalır iş.