...akıl, ne kadar kutsal görülüp tapılsa da, en berbat bedenlerde konuşlanır ve maalesef sıklıkla diğer melekeleri yiyip bitirir, öyle ki, Akıl serpildikçe Yürek, Duyular, Alicenaplık, Hayırseverlik, Hoşgörü, Şefkat gibi melekeler nefes alacak yer bulamaz.
Bazı haftalar yaşına yüz yıl ekliyordu, bazılarıysa taş çatlasa üç saniye. Neticede insan ömrünün uzunluğunu ölçmek (hayvanlarınkine hiç girmiyoruz) bizi aşar, çünkü kalkıp asırlar sürer der demez bir gül yaprağının yere düşüşünden daha kısa sürdüğünü hatırlarız ister istemez.
Doğa bizlere haksızlık ederek kimimizi çamurdan, kimimizi elmastan; kimimizi gökkuşağından, kimimiziyse granitten imal etmiş ve hepimizi birden uyumsuz kılıflara tıkıştırarak -yani şairlerin tipini kasaplara, kasapları da şairlere benzeterek- bize dalavereler çevirmiştir.