"Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor.. Seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en.. Ne en? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır.Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını.. Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki." Ali Lidar
Ben bu HUMUSA nereden alıştım ya . İç Anadoluda’dw pek bilinmez yani ama çok seviyorum ya
1000Kitap
Reklam
Tüm kalabalıklar içinde en güzel sensin Tüm sesler içinde en güzel senin sesin Ya büyülü şeyler var sende Ya da ben seni sevmeyi fazla kaçırıyorum
1000Kitap
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın ATİLLA İLHAN
Şiir
... ben, imkansızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizliği değil..🕊️🍂 ... Nazım Hikmet Ran
İnsan ve Duygular
ben şiirime başladığımda ağaçların sâyebânları teskîne başlardı söğüt dallarının mükâlemesi musahhar kılardı sözcüklerimi rüzgârın akisleri ve gökyüzünden yeryüzüne uzanan elleri rengini kaybetmiş dimağlarda yeşertirdi seslerini idrâkimin debdebelerine değin uzanırdı kökleri ve yaralandıkça dalları yeryüzüne eğilirdi gökyüzüne revân olan kelimeleriyle âhengi medet beklerdi yeryüzü gök ise ağırdı ve ağrırdı sancıyan dualarıyla zirâ insan uzaklıklar âbidesiydi sınırlarını aşmadan ve sınırlardan şahit tutuyordu dinlediğinde kendini şu cümle çağlarken nümâyişiyle vakûr ve dingin uyandım söğüt ağacının altında ankara’da bir öğle vakti. “kâinât akıcı bir ihtişamdır” n.
Reklam
Reklam