10/10
·205 syf.··
2026 1. kitabı
𝐌𝐢𝐬 𝐠𝐢𝐛𝐢 𝐬𝐞𝐧𝐝𝐫𝐨𝐦𝐬𝐮𝐳 𝐛𝐢𝐫 𝐏𝐚𝐳𝐚𝐫𝐭𝐞𝐬𝐢’𝐝𝐞𝐧 𝐬𝐞𝐥𝐚𝐦𝐥𝐚𝐫 𝐨𝐥𝐬𝐮𝐧 𝐝𝐨𝐬𝐭𝐥𝐚𝐫 Bugün size @tudemyayingrubu ‘ndan çıkan #johnboyne ‘in değerli kaleminden #çizgilipijamalıçocuk kitabının yorumu ile geldim... #kitapözeti Çizgili Pijamalı Çocuk, II. Dünya Savaşı sırasında yolları kesişen bir Alman bir Yahudi iki küçük masum çocuğun sıra dışı dostluklarını anlatan sarsıcı bir roman. Çocuklardan biri, Auschwitz Toplama Kampı komutanlarından birinin oğlu Bruno, öteki ise kamptaki esir çocuklardan biri olan Schmuel. Güçlü hikâyesiyle sadece çocuklara değil yetişkinlere de seslenen bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşında bir çocuğun peşine takılıp kendinizi tehlikeli bir tel örgünün ardında bulacaksınız... Miramax tarafından sinemaya da uyarlanarak pek çok ödüle değer görülen bu çarpıcı kitap, Nazi toplama kampları gerçeğini iki çocuğun gözünden aktarıyor. #kitaphakkındadüşüncelerim Savaşın korkunçluğunu ve dostluğun ne kadar kutsal olduğunu iki farklı ırktan çocuğun gözünden okuduğum sade ama bir o kadar da etkileyici bir hikayeydi.Bruno ve Shmuel ile vedalaşmanın bu kadar zor olacağını hiç düşünmemiştim. Özellikle son 15 sayfası inanılmazdı. Ben Bruno’yu “Şeker Portakalı”okuyanlar çok iyi bilirler, tıpkı Zeze’ye benzetim. Çizgili Pijamalı Çocuk, kitaplığınızda mutlaka bulunması gereken nadir eserler arasında. Şiddetle tavsiyemdir... Ayrıca bana bu kitabı öneren canım dostum @sareileyorum ‘a sonsuz teşekkürler #okudumbitti #engelsiz_okurrr #çizgilipijamalıçocuk #johnboyne #johnboynebooks #kesfet #işbirliğideğildir
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 201550,6bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:11
Bazı kitaplar büyük olaylar anlatmaz; sadece insanın içine dokunur. Bu kitap da tam olarak bunu yapıyor. Takako’nun hikayesi, hepimizin bir şekilde kendimizden bir parça bulabileceği türden. Sevdiği insan tarafından hayal kırıklığına uğratıldıktan sonra işini bırakmak zorunda kalan, hayata karşı tüm motivasyonunu kaybetmiş genç bir kadın... Bir anda kurduğu düzen yıkılıyor ve kendisini derin bir boşluğun içinde buluyor. Tam da her şeyin bittiğini düşündüğü sırada, yıllardır uzak olduğu dayısından gelen beklenmedik bir teklif hayatının yönünü değiştirmeye başlıyor. Tokyo’nun kitaplarla dolu o sakin köşesinde, eski bir sahaf dükkanında başlayan yeni hayatı aslında bir iyileşme yolculuğuna dönüşüyor. Takako burada yalnızca kitaplarla değil, farklı insanlarla, yeni dostluklarla ve en önemlisi kendisiyle yeniden tanışıyor. Başlarda sadece zaman geçirmek için eline aldığı kitaplar zamanla onun sığınağı haline geliyor. Çünkü bazen insanın yaralarını tamamen iyileştiren şeyler büyük değişimler değil; küçük alışkanlıklar, yeni keşifler ve kendine tanıdığı zamandır. Kitabı okurken en çok sevdiğim şey, hayatın iniş çıkışlarını son derece doğal ve samimi bir şekilde ele alması oldu. Takako’nun yaşadığı acı ne abartılıyor ne de küçümseniyor. Tam tersine, insanların kayıplar karşısında nasıl savrulabileceğini ve zamanla nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini çok gerçekçi bir şekilde gösteriyor. Bu yönüyle hikaye sadece bir ayrılık sonrası toparlanma sürecini değil, aynı zamanda insanın kendini yeniden inşa etme çabasını da anlatıyor. Kitap boyunca sık sık şunu düşündüm: Hayat bazen bizi hiç istemediğimiz yerlere sürükleyebilir. O anlarda her şeyin sonsuza kadar böyle süreceğini, yaşadığımız üzüntünün hiç geçmeyeceğini sanırız. Oysa zamanla fark ederiz ki en karanlık dönemler bile
Morisaki Kitabevi GünleriSatoshi Yagisawa · Athica Yayınları · 2026126 okunma
Reklam
Çorap ören bir paladin düşünün :')
7/10
·360 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 02:32
Stephen, Çeliğin Azizi adı verilen tanrının paladinidir. Paladinler tanrılarına hizmet eden bir tür şövalyelerdir. Çeliğin Azizi yaklaşık 3 yıl önce aniden ve beklenmedik bir şekilde ölür. Tanrının paladinlerinin bir kısmı ya delirmiştir, ya kendini öldürmüştür ya da bir şekilde hayatta kalmayı başarmıştır. Hayatta kalmayı yedi paladin becerir ve bunlardan biri de Stephen'dir. Tanrısız kalan paladinlere Sıçan tarikatı kucak açar ve paladinler hayata tutunmak için bir amaç elde ederler. Tanrısının ölmesinin üstünden 3 yıl geçmesine rağmen Stephen, kendine bir amaç edinememiştir. Ruhundaki boşluğu dolduramadan hayatına boş bir kabuk olarak devam eder. Ta ki Grace ile karşılaşana kadar. Grace, Analık haydutlarından kaçarken kendini paladinin kolları arasında bulur ve ikili bu şekilde bir tanışma yaşarlar. Grace bir parfümcüdür ve Stephen'in kokusuna hayranlık duyar. İnsanın aklına erkek kokusu denilince odunsu ve baharatlı bir koku düşer. Ne var ki Stephan sadece zencefilli kurabiye gibi kokar. :D Bu ikili bir araya gelince siz düşünün gerisini. Gerçekten bu kadar güzel uyumlu, birbirini tamamlayan bir çift çok ender bulunuyor kitaplarda. Ben diyaloglarını okurken hep bir tebessüm eşlik etti bana. Stephen'in korkularını yıkması, Grace'in artık kaçarak bir yere varamayacağını anlaması ve en sonunda da birbirlerine teslim olmaları çok güzel işlenmişti. :') 7 puan vermemin sebebi ise aksiyonun yok denecek kadar az olmasıydı. İşin içinde tanrılar olunca ben beklentiyi biraz yükselttim sanırım. Ama ona rağmen kitap su gibi aktı. Rs döneminde olduğum şu günlerde bana ilaç gibi geldi. :') 2.kitap çıkmak üzereymiş, çıktığı gibi alıp okumayı planlıyorum. Çünkü bu ikilinin başına neler gelecek merak içindeyim. Kitapla kalın.
1000Kitap
Paladin'in AşkıT. Kingfisher · Eksik Parça Yayınları · 20267 okunma
Ölümün rüya defteri
Puan vermedi·88 syf.··
2026 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:31
Bu kitabı bitirdiğimde hikâyeyi değil, ateşler içinde gördüğüm bir rüyayı hatırlıyor gibiydim. Sanki birisi kafatasımı açmış ve içine birkaç avuç karanlık, biraz afyon dumanı ve çocukluğumdan kalma açıklayamadığım bir korku bırakmıştı. Sadık Hidayet’in anlattığı dünya mantıksız değil; mantığın fazla uzun süre yalnız bırakılmış hâli. Roman boyunca ölüm, arzu ve yalnızlık aynı masaya oturuyor. Üstelik birbirleriyle konuşmuyorlar. Sadece bakışıyorlar. İnsan bir süre sonra anlatıcının mı delirdiğini, yoksa akıl denilen şeyin zaten toplu bir halüsinasyon olup olmadığını düşünmeye başlıyor. Bazı sayfalarda kendimi anlatıcıya çok yakın hissettim. Bu rahatsız ediciydi. Çünkü onun zihni bir ev değil; duvarları nefes alan, koridorlarında gölgelerin dolaştığı terk edilmiş bir kuyu gibi. Kör Baykuş bana insanın bazen kendi hayatında bile figüran olabileceğini düşündürdü. Bazen aynaya bakıyoruz ve yüzümüzü görüyoruz. Bazen de ayna bize bakıyor. Bu kitap karanlık değil. Karanlığın gördüğü rüya. Bitirdiğimde içimde garip bir his kaldı. Sanki yıllardır omzumda oturan bir baykuş vardı da ben onu ilk kez fark etmiştim.
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:12
Biraz incelediğinizde zaten içerikle, edebi yönüyle ilgili çok sayıda inceleme bulacaksınız ama ben öyle şeylere değinmeyeceğim sadece “Biz bu kitabı şimdiye kadar neden okumadık?” diye kendime sormak istiyorum. Bence çok güzel hatta müthiş bir kitaptı ah Selim neler oldu öyle ya hele son sahne… Okumayanlar için tavsiye ederim.
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
En çok satanlarda görürseniz şaşırmayın
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:58
Ben her zaman yeni yazar kardeşlerime  destek olmak için  , genelde  ilk kitaplarını almaya gayret ederim. Vural Aksankur kardeşiminde ilk kitabını sag olsun bana hediye etti , Genelde yeni yazarlardan tolstoy ,dostoyevski , gibi bir performans beklememek lazım, Ben polisiye ve bilim kurgu türünde kitap ve film leri çok severim , İşin dogrusu Vural Aksankur yazarımızında kitabının ilk kitabı olması sebebi ile çok beklentiye girmemiştim, Sonuçta yeni bir yazar , genelde yeni yazarların hevesleri kırılmasın diye kötü sıkıcı  olan kitaba bile kötü diyemessin , Hem destek olmak için hemde benim gözümde bir kitap yaza biliyorsan sen gercekten özel bir insanlardansın , İnanın bu kitabın ilk 5,10 sayfasını şöyle göz geçirmek için baktım , kitabı okudukca kitap beni içine cekti , Okuma sıramda 10 sıralardaydı , yazar  a ayıp olmasın diye  üç beş kitap tan sonra okurum  dedim , Ama göz gecirmek için elime aldıgım kitap ister istemez bir numaraya yükseldi , daha dogrusu kitabı elimden bırakamadım, Kitabın konusu na gelince : Bir  denizci. Nanomorf ilk kez onun bedeninde yeniden uyandı saçı, sakalı döküldü, kaşlar ve kirpikler insana dair son izler olarak kaldı. Belirli bir süre sonra binlerce oldular , bunlara gri ler dediler, Sonra bir gün kırmızılar dogdu , Vesayire vesayir........ Uzun lafın kısası kitabı elinize aldıgınız zaman nasıl okudugunuzu anlamıyorsunuz ,  ben bir bilim kurgu seven biri olarak çok sevdim. İkinci ve üçüncü kitabı mutlaka alacagım , Kesinlikle bu kitabı tavsiye ederim , Bu kitabı alırsanız Yeni yazarlara destek olmak amacı ile almayın , Çünkü kitap sanki yazarlar heyetinden ortak yazılmış bir kitap gibi .... Yani yeni bir yazarın ilk kitabında bu kadar başarılı bir çalışma yaptıysa , İlerleyen yıllarda Belkide bizim de bilim kurguda dünya çapında
1000Kitap
DeğişiklerVural Aksankur · Edebiyatist Yayınevi · 20264 okunma
Reklam
Reklam