"Çabuk gözden çıkarıyor gibi gözüküyorum ama gözden çıkarmamak için verdiğim çabayı ben bilirim." Özdemir Asaf
Üslubu bozuk kimseye tahammülüm yok!..
"Ama öyle demedi, niyeti öyle değildi." gibi savunmalar benim için geçerli değil... Zaman, başkalarının tavırlarını anlamlandırmaya harcanacak kadar değersiz değil... Ben nasıl dikkat ediyorsam, bana hitap eden de öyle dikkat etmeli!.. ~İlber Oltaylı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
akşam yazıldı, şimdi düzenlendi... uykusuz bu kadar oluyor
Takvimin Susturduğu Kadın Bugün hiçbir şey olmadı aslında, şehir yine aynı yorgun yüzüyle uyandı, aynı insanlar aynı kapılardan geçip aynı küçük telaşların içine saklandı, gökyüzü yerli yerindeydi, sokaklar kimseye özel değildi, rüzgâr bile adını bilmediği camlara çarpıp geçti, ama ben, bütün bunların arasında, dünyanın bir yerinde sessizce açılmış ve kimsenin fark etmediği o ince yarığı gördüm. Çünkü bazı günler kutlanmaz, yalnızca içinden geçilir, bir suç mahallinden geçer gibi, bir eski evin önünde durup ışığı yanmayan pencerelere bakar gibi, birinin varlığının dünyaya sonradan değil de sanki en başından beri yazılmış olduğunu kimseye anlatamadan susar gibi. Sen öyle bir yerdesin bende, adını söylesem eksilecek, suskunluğunu anlatsam çoğalacak, yüzünü tarif etsem yüzün olmaktan çıkacak, gözlerini düşünsem gece kendine başka bir karanlık arayacak; ben de bu yüzden seni hiçbir yere koyamıyorum, ne bir cümlenin sonuna, ne bir duanın içine,
1000Kitap
Bismillah ❤️ Güzel bir sabah vaktiydi. Büyük ağaçlarla süslü, henüz kalabalıkların uyanmadığı bir parkta, tahta bir bankta oturmuş yazı yazıyordum. Rüzgâr dalları usulca sallıyor, yaprakların gölgesi satırlarıma düşüyordu. İçimdeki cümleler serindi, berraktı; sanki Irmak'ın tebessümü gibi... O park, o sabah, o kâğıt... Hepsi şahitti. "Kız Ben Seni Özledim" şarkısı kulaklarımda çalarken başımı kaldırdım. Karşımda genç bir kız, gözlerimin içine bakarak tebessüm ediyordu. Selam verdim, selamımı aldı. Hâlâ yüzü gülüyordu. Adı Irmak'tı. Sonra cebimdeki o satırları çıkardım. Daha önce kalbimden dökülenleri yazmıştım. Ben okudum, o dinledi. Kelimeler havada asılı kaldı; ikimizin de yüzünde aynı huzur vardı. O an anladım ki bazı duygular, paylaşıldıkça çoğalıyor. Her bakışta Sen varsın, Her gülüşte Sen varsın, Her duruşta, her susuşta Sen varsın... Ben Sana âşığım, Allah'ım! Ve bu gönül, kime âşık olduğunu çok iyi biliyor. O gün Irmak'ın tebessümünde de Sen vardın. Şarkıda da, selamda da, o satırlarda da... Hamdolsun. O anki mutluluk hâlâ yüreğimde. Aşkla doğan tebessüm, bir güneş gibi içimin en kuytu köşelerini bile aydınlatıyor. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hakiki sevginin bıraktığı sıcaklık kalpten silinmiyor. Zaman eskitse de hatıraları, gerçek sevdanın ışığı kalpte hiç solmuyor. Çünkü yüreğimdeki ilâhî aşk, her an sonsuzluğu solukluyor. Hikâye, sabahın sessizliğiyle başlıyor; genç bir kızın selamıyla canlanıyor, ilâhî aşkla yükseliyor ve sonsuzluğun nefesiyle mühürleniyor. Artık bu, sadece benimle Irmak arasında kalmış bir an değil; okuyan herkesin kalbinde bir yerlere dokunacak bir şahitlik. Kaleme yaz diyen O Ebedî Sevgili'ye hamdolsun. Kelimeleri lütfeden Rabbime sonsuz şükürler olsun. Bu satırlar kâğıtta kalmayacak belli ki; gönülden gönüle
1000Kitap
Yıldızlar.
__Bazı insanlar gökyüzüne bakınca sadece yıldız görür. Ben ise binlerce yarım kalmış hikâye görüyorum. Belki de bu yüzden yıldızları bu kadar seviyorum. Çünkü onlar kusursuz değiller. Kimisi çoktan sönmüş olmasına rağmen ışığı hâlâ bize ulaşmaya devam ediyor. Yani bazen gördüğümüz en parlak şey, aslında çok uzun zaman önce kaybolmuş olabiliyor. İnsan da biraz böyle değil mi? Bazen gülümseyen bir yüzün içinde yıllar önce kırılmış bir çocuk yaşar. Belki de bu yüzden geceyi seviyorum. Çünkü gündüz herkes birbirine iyiymiş gibi bakıyor. Ama gece... Gece kimse rol yapmak zorunda değil. Yıldızlar da öyle. Onlar sadece oradalar. Kimseyi ikna etmeye çalışmadan, kendilerini anlatmaya uğraşmadan, sessizce parlıyorlar. Ne zaman kendimi kaybolmuş hissetsem başımı kaldırıyorum. Gökyüzü bana aynı şeyi fısıldıyor: "En karanlık geceler, en çok yıldızı saklar." Ve o an anlıyorum. Belki de insanın umut dediği şey, tam olarak budur. Uzanıp dokunamayacağını bildiğin hâlde, her gece aynı gökyüzüne bakmaya devam etmek. Çünkü bazen bir yıldız, sana ulaşmak için yıllarca yol alır. Belki de bazı umutların gecikmesi, hiç gelmeyecekleri anlamına değil...
Sevgim çocukça bir taze fidan gibi masum ve kırılgan/ Sana tutkum soylu bir devasa çınar büyüyen an be an/ Bir minik kedi gibisin yanımda yar mûnis ve sokulgan/ Ey deli Gönül yârla geçen o mutlu günleri yılları an/ Seni aradım yıllarca Mecnun misali ben kepçe dünya kazan/ Sen var iken her mevsim nevbahar hasretinle her mevsim hâzân/ Gel ki vuslatinla olsun cennet o an/ Sen gelince bulsun gönlüm huzur olsun ortalık süt liman  KK