“Çünkü ben kendini normal insanlar gibi değil de bir dizi hamle ve duraklamalarla, yarım yamalak eylemleri ve çokluk eylemsizlikleriyle anlatan adamları kitaplarda seviyorum. Romanlarda kahraman kahramanlık taslamamalı. Bu onu derin yapıyor. Hayattaysa tam tersi. Hayatta net ve keskin ve büyük hareketlerin, kesinkes ifade ettiğin arzuların olmalı. Bir roman kahramanı değilsen, etten, kemikten yapılma bir insansan taleplerin olmalı, vermezlerse kavga ederek almalısın. Sen kahraman değilsin. Satır araların, satırlarının altı üstü yok. Hayat bu. Ya git bir roman kahramanı ol, bir kitabın kapağını açıp içine atla ya da hemen şimdi yaşamaya başla. Doğrudan ol, açık ve net ol, söyle, iste, yap!”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Seni suçlamıyorum, ve ben seni olduğun gibi seviyorum, ihtirasın ve unutkanlığınla, vericiliğin ve sadakatsizliğinle seviyorum, sen nasılsan öyle, yanlızca öyle, geçmişte ve bugün olduğun gibi seviyorum."
Oyalanmak için bütün gün evi temizliyordu.
Her gün küçük askerler gibi dizilmiş bir sürü ufacık biblonun tozunu alıyordu.
Evdeki her şey, parkeler, merdivenler, yer karoları, döşeme taşları, avizeler, bakır tencereler pırıl pırıl parlardı.
Bütün hayatını neden yerleri, eşyaları ovup temizleyerek, pırıl pırıl parlatarak geçiriyordu?
Yine o günlerden biriydi
Oturmuş iki sevgili
Boşa kürek çekiyorduk acelemiz var gibi
Alaca karanlık, verece nihilist bir önyargı
Ve galiba ufak bir dozda kara sevda çıkmıştı ceplerimizden
Hayat diyorduk
Ne kadar alıngan oluyor
Biraz mizah ve başkaldırı yakalarsa düşlerimizde
O günlerden biriydi
Makyavel bir aşkın akşamüstü çarpıklığında
Çarşaflarımız kızarmış ekmek ve tütün kokuyordu
Biz hızla yol alıyorduk durmadan
Yol bizi katiyen almıyordu
O günlerden biriydi
Cuma
Saat On Dört
Aylardan Nisan
Gittin sen ve ben anladım ki
Vardığı yerde değil, durduğu yerde yaşlanıyor insan
Insaf
Hele ki senin elindeyse;
Yaramaz bir çocuğun,
Oynarken bozduğu alete dönüyor yaşanmışlıklarım...
"Ben birini çok sevdim mi, adını kimseye söylemem. Bir parçasını başkasına vermek gibi gelir bana. Gizliliği sever oldum. Bugünkü yaşayışımızı bize gizemli, büyülü gösterebilecek bir şey varsa o da budur gibi geliyor bana. En basbayağı bir şey bile gizlenince güzelleşir."