“Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Mustafa Kemal Atatürk#202162173
"Olup bitenleri görüyorsunuz. Dünyanın rengi değişti; tamamen erdemden yoksun hale geldi. İyiliklerin tortusu kaldı yalnız. Görmüyor musunuz! Hak ve doğru, yerin altına gönderildi. Bilerek batıl işler peşine düştü insanlar. Kötü gidişi önleyecek kimse kalmadı. Zaman, her müminin Allah için hakkı savunma zamanıdır. Şehit olmak istiyorum. Zalimlerle bir arada yaşamak da zulüm değil mi! "
Doğamız gereği sevgi doluyuz ve dürüstüz. Yine doğamız gereği daha çok şey bilmek istiyoruz. Öğrenmeye de devam ediyoruz. Dünya hakkındaki bilgilerimiz artmaya devam ediyor. Öğrendiğimiz yerlerde sınırlar var, biz de öğrenme tutkusuyla yanıp tutuşuyoruz. Bunlar uzay dokusunun en küçük derinliklerinde, evrenin kökeninde, zamanın doğasında, kara delik olaylarında ve kendi düşünce süreçlerimizde bulunuyor.
Burada, bildiklerimizin güvertesinde, bilinmezler okyanusuyla temas içinde dünyanın gizemi ile güzelliği parıldıyor ve nefesimizi kesiyor.
Yıldızlar gibi biz de, gerek bireysel olarak, gerek topluca doğup ölüyoruz. Bu bizim gerçekliğimiz. Bizim için yaşam, tam da çok kısa olması nedeniyle çok değerli. Çünkü, Lucretius'un yazdığı gibi, "Yaşam iştahımız doymak bilmez, yaşam susuzluğumuz doyumsuzdur" (De Rerum Natura, ili, 1 084).
Bilim her şeyden önce bir gözünde canlandırma eylemidir. Bilimsel düşünce nesneleri önceden gördüğümüzden farklı biçimde "görme" yeteneğinden beslenir.