“Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Mustafa Kemal Atatürk#202162173
Sırf A ya da B ülkesinde değil Mısır’da doğduğu için içindeki okuma arzusu yerini fahişelik yaparak küçük ve aslında bir yanılsamadan ibaret olan özgürlükle yetinmeye bırakan bir kadının öyküsü. Karanlığa doğru hızla yuvarlanan ve bu karanlığın bizatihi kadınlar tarafından desteklendiği bir ülkede bunları okumak yaklaşan cehennemin ayak seslerini duymak gibi. Allah ülkemizi ve laik, demokratik cumhuriyetimizi korusun.
Firdevs çok daha iyisini hak ediyordu. Kimse bu yaşananları hak etmez. Nevâl El-Seddavi de ülkesinden sürülmeyi hak etmiyordu. Gelin görün ki dünyanın bu yarısında kadınlar hak etmedikleri şeylerle bezeli bir hayat yaşıyor ve her seferinde daha az hakka daha büyük mutlulukla yanaşması telkin ediliyor. Kayıtlara düşmeliyim ki İslam bu değil. Firdevs’in yaşadığı, bugün Ortadoğu’nun bataklarında yaşananlar İslam’ın kendisi değil, erkeklerin keyfine göre yorumlanmış ve tahrip edilmiş hali.
Her şeyin daha güzel olacağı günlerin umuduyla…
Gerçeği hiç fark etmemiş olmayı yeğlerdim. Hiç olmazsa uykum kaçmaz, iştahım kesilmezdi o zaman. Bu yeni bilgiyi kafamdan atmanın bir yolu var mıydı? Ne de olsa yalnızca acı gibi bir şeydi; başıma bıçak ucu gibi keskin, saplanmıştı. Aslında bıçak bile değildi, iki sözcüktü yalnızca, ellerimle kulaklarımı kapayıp defedemeden önce beynime ok gibi saplanan bir ibare. Beynimdeki bir kurşunu çıkarır ya da bir uru çıkarıp atarcasına onu kafamdan çıkarabilecek bir şey yok muydu?