Şehre bir adam girdi koşarak
Ya bilge, ya çağdan habersiz
Bağırdı, duyuramadı:
Tufan olabilir, kavi olsun gemileriniz.
Hıncahınç yorgunluk doluydu gövdesi
Reklam panoları kadar, bir vitrin kadar
Dikkat çekmedi sesi.
Dedim gel, hâlâ bizim
Bu şehrin altmış metrekaresi.
Dinle, ruhumun yatışmasını bekleyemem
Gitmeliyim ve giderken
Bakmamalıyım gözlerine dünya denen fakirin,
Su içtiğim ellerden
Bana bir pişmanlık gelsin istemem.