Radikal Şıkların Sayımı /Giacomo Papi distopya severler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Kitaba başlar baslamaz beni içine çok çekti. Her ne kadar distopya olsa da bahsedilenleri bugün yaşıyor gibiyiz. Cehaletin bu kadar ön plana çıktığı bir İtalya'dan bahsediliyor. Çok tanıdık geldi bana zirâ.
@giacomo.papi 'nin kalemine sağlık.
Kurgusal ama bir o kadar da gerçek bir hayali İtalya. Düşünce ve ifade özgürlüğünün, yolsuzluk ve kötü inancın bir işareti haline geldiği, elitlerin ve entelektüellerin halkı kandırma aracı olarak görüldüğü bir dünya… Dayatmacı iktidar alkışçıları, sosyal medya zorbaları, toplumu kutuplaştıran bir cadı avı… Ve şimdi hedefte entelektüeller var.
Bu linç kültürünün ilk kurbanı, bir gündüz kuşağı programında Spinoza’dan alıntı yapan Profesör Giovanni Prospero oluyor. Devlet yetkilileri ve medya tarafından, entelektüel birikimiyle halkı aşağılamakla suçlanan Profesör hemen o akşam ölü bulununca çarklar dönmeye başlıyor. Akademisyenin ölümünü fırsat bilen hükümet, “diğerlerinden daha akıllı olduklarına inanmaya devam edenleri” sansürlemek için Ulusal Entelektüellerin ve Radikal Şıkların Sayımı’na başvuruyor. Bu arada, cenaze töreni için ülkesine dönen Profesör Prospero’nun kızı Olivia, karşılaştığı bu yeni düzeni kabullenemiyor, umutsuzca babasının öldürülmesine yol açan nedenleri araştırıyor.
Çok beğendiğim bir başka alıntı da bu olsa gerek :
“Bilgi, bir iddiadır. Günü geldiğinde nihayet birbirimizi anlayabileceğimiz üzerine bahse girmektir. Bu yüzden insanları rahatsız edebilir.”
Kuran’da geçen kelimelerin etimolojik kökenleri, bu kelimelerin başka anlamlara ve işaretlere benzerlikleri, bazı zoraki ve rastlantısal benzetmeler… imanlı ve hali hazırda dini bilgisi fazla kişiler için eminim pek çok perspektif vermiştir ama inanma ihtiyacım çok yüksek olsa da kötülük teoremi gibi analitik olarak sorguladığım konularda bu kitap beni cevapsız bıraktı. Yine de serinin tamamını okuyacağım.
Kısacık polisiye hikayelerden oluşan bir kitap ve tüm cinayetler çok basitti bence:( 18 hikayedeki hiç bir cinayet merak uyandırmadı bende. Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabıydı. Diğer kitapları da bu kadar basitse hiç okumaya bile gerek görmeyeceğim. Bugüne kadar okuduğum kitapların içinde en basit olanıydı bu kitap. Zaten internet üzerinden okuduğum için yayınevine pek dikkat etmem, ama bir ara acaba "Epsilon" yayınevinin kitabımı diye kontrol edecektim. O derece basit buldum yani...