26.06.2026
Birinin gözlerindeki içten bir gülüşte kendi huzurunu bulmak. Kalbin, bencilce çarpmayı bırakıp dünyanın tüm güzelliklerine aynı anda kapılarını açmasıdır.
Duygu ve Düşünce
11. BÖLÜM: FIS FIS DOLGU VE İNSANLIĞIN EN VERİMLİ ÇAĞI Üniversitede elektronik teknolojisi bölümünden yeni mezun olmuştum. Büyük umutlarla girdiğim ilk işimde alanımla ilgili bir şey yapamadığımı görünce istifa ettim ve daha küçük bir elektronik firmasında işe başladım. Ancak orada da durum değişmedi; bana yine sadece getir-götür, tak-çıkar gibi en basit işleri yaptırıyorlardı. Çalışma ortamına dışarıdan baktığınızda, herkes içten içe birbirini eleştirse de sanki birbirine bağlı, samimi ve huzurlu bir hava vardı. Oysa bu sadece bir illüzyondu. Aslında oradakilerin yeni gelene bir şey öğretmek gibi bir dertleri asla yoktu. Çünkü birine iş öğretmek, patronun gözünde kendi değerlerinin azalması ve "yeri doldurulabilir" insanlara dönüşmeleri demekti. Kendi koltuklarını korumak için yeni gelenin arkasından "kafası basmıyor, yavaş, işi bilmiyor" algısı yaratmak çok daha işlerine geliyordu. Bu sinsi çarkın içinde her biri ayrı birer maskedeydi: Gelenek ve göreneklere bağlılık taslayıp dürüstlük edebiyatı yapan ama herkesin yüzüne gülüp arkasından konuşan Remzi; menfaati için herkesi satmaya hazır, elit kesime özenen Begüm; çevresinden çok etkilenen, ilgi müptelası ve dikkat çekmek için gelirinden fazla harcayan Emre; ve rengi olmayan, nabza göre şerbet veren Baki... İşte bu insanların arasında, ilk bir ay izinde olduğu için göremediğim "Avrupalı Abla" ile yollarımız bir gün kesişti. Onu ilk gördüğümde ben de dahil herkes onun kibirli ve soğuk biri olduğunu düşünüyordu. Kimseyle konuşmuyor, tek başına çalışıyordu; diğerleri de ondan hoşlanmadığı için onunla iş dışında muhatap olmuyordu. Atölyede ona yaklaşan tek kişi, 80 yaşındaki kurucu patron Talha Bey'di. Talha Bey; zorluklarla büyümüş, kendini geliştirmiş, bilgili bir adamdı ama onun için önemli olan insan değil
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir insanın bir insanda bıraktığı yıkım sonrası Söylenen kelime şudur : Senden sonra kimseye güvenemiyorum artık. Herkeste senin o sahte yüzünü, senin o bencilce hareketlerini görür gibi oluyorum.
Duygu ve Düşünce
Pişman da olmam, hata da yapmam.
Genel olarak içimden çok gelir hata yapmak. Ama sadece düşüncede kalır, icraate geçmez. Biraz mükemmelliyetçi bir insanım. Genel ahlaki yargılarım vardır. Biraz bencilce ama aynısını ilerde kendimin de yaşayacağını bilirim çünkü. Bence insanlar hataları zaten nefsine hakim olamadığı için yapıyor. En kolayı bu çünkü. Ama önemli olan zaten bir hata yapmadan önce olası sonuçları görüp ona göre hareket etmek. O yüzden bana hata yaptıramazsınız, arkamda dayım falan yok. Allah var ✨
Benim Duygularım
Linç time🪶🪶 Anne ve baba günlerinin sosyal mecralarda kutlanmasını bencilce ve düşüncesizce buluyorum 🙃
İnsanoğlu kendi içindeki şüpheyi dindirmek için hep gidip en masum olanın canını yakıyor. Yol kenarında kendi halinde açan bir papatyayı koparıp, kalbindeki o koca belirsizliği onun incecik gövdesine yüklüyorlar. Bir "seviyor" sesi yükseliyor yaprakların arasından, bir "sevmiyor"; her kelimede bir parça daha kopuyor canından. O son yaprak da hırsla söküldüğünde, ortada ne gerçeğe kavuşmuş bir aşk kalıyor ne de o çiçekten geriye bir hayat. Kendi kaderini bir başkasının bencilce kopardığı parçalarda aramak, bu dünyanın galiba en sessiz yenilgisi…