Puan vermedi·704 syf.·
2026 28. kitabı
İnsan bazen kendi içine bakmaya korkar ya, hani o kimseye söyleyemediği, kendine bile itiraf ederken duraksadığı anlar vardır. Bir insanın, sırf sınırlarını görmek, "ben herkesten farklıyım, yukardayım" diyebilmek için ne kadar ileri gidebileceğini düşünün. Tam o sınır çizgisinde, insan kalabilmekle her şeyi yakıp yıkmak arasındaki o incecik bağ koptuğunda, geriye sadece o yalın acı kalıyor. ​Dünya zaten haksızlıklarla doluyken, bir de insanın iç dünyasında kurduğu o adalet terazisi var. Kafada büyütülen bir düşüncenin peşinden gidip, işe yaramaz ve zararlı birini ortadan kaldırmanın iyi bir şey olacağına kendini inandırmak... Bu düşünce başta ne kadar güçlü, ne kadar mantıklı görünürse görünsün, o ilk geri dönüşü olmayan adım atıldığı an her şey darmadağın oluyor. Asıl mesele o planı gerçekleştirmek, o cesareti göstermek değilmiş meğer. Asıl mesele, her şey bittikten sonra o sessiz, dar odada kendi kalp atışlarını dinleyerek sabahı edebilmekmiş. İnsan, zihninde büyüttüğü o fikrin altında öyle bir eziliyor ki, kendi eliyle ördüğü duvarların arasında her gün yeniden canından can gidiyor. Sokaklarda yürürken, üstünde kimsenin bilmediği o ağır sırrın yükü, her an birisi arkasından seslenecekmiş gibi gelen o korku, dışarıdaki hayattan çok daha gerçek, çok daha can yakıcı bir hal alıyor. ​Bu süreçte insanı bitiren şey polis korkusu ya da hapse girme düşüncesi de değil. İnsan kendi içinde öyle bir duvara tosluyor ki, oradan kaçış yok. Çevrendeki insanların normal konuşmaları, havadan sudan sohbetleri, sana öylece bakıp geçmeleri bile bir süre sonra o gizli günahı yüzüne vuran bir tokat gibi gelmeye başlıyor. Kendini herkesten üstün gören o kibirli kafa, yavaş yavaş yalnızlığın, tek başınalığın en dibine çekiliyor. İnsanlardan kaçmak, sevdiklerinden uzaklaşmak, aslında o uzak
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Söz verdiğim üzere... Araf'a uzunca bir değerlendirme! :)
Puan vermedi·212 syf.·
2026 41. kitabı
Bir ilk roman yazmak zaten başlı başına cesaret isteyen kıvılcım. Hele ki aşk, aile şiddeti, özgürlük, pişmanlık ve kader gibi büyük temalara dokunuyorsa, yazar zihninin odalarını tüm şeffaflığı ile kolektif bilince açmış demektir. Bu nedenle uzun bir değerlendirmeye başlamadan önce Alper Turgay 'i bu cesaretinden dolayı tebrik etmek isterim. Romanın bende bıraktığı düşünsel etkilerine geçmeden önce, yapısına ve anlatım biçimine özellikle değinmek istiyorum. Araf akıcı ve kolay okunabilir bir dile sahip. Ağır betimlemeler ve uzun cümleler içermiyor. Ancak yapısı gereği zamanın sürekli kırılması, gerçek ile hayalin iç içe girmesi, aynı olayın iki farklı anlatıcı tarafından yeniden kurgulanarak anlatılmasi dikkatimi çeken en önemli unsurlar oldu.İki ayrı anlatıcı varlığı; bazı sayfaların yer yer tekrara düşmesini gerektiriyor. Dikkatli bir okur değilseniz ve yeni duyguya geçiş yapmakta zorlanan yapınız varsa okuma ritmini kesen bir dezavantaj olabilir. Bütün bu yapı ile desteklenen içsel yoğun monologlar, psikolojik ve sosyal katmanların olası sonuçlarının yansıması kitabi kolay okunur bir düz yazı olmaktan çıkartıyor.Tam olarak radikal bir modernist anlatım, demek iddialı olsa da; büyük oranda beklentiyi karşılıyor. Kurgusal çerçevede ve yüzeyde "aşk romanı" gibi görünse de; derinde psikolojik, varoluşsal ve sosyal katmanlar üzerinden kurulmuş bir roman denemesi izlenimini verdi. Çünkü romanın kurgusu spiral bir düzene dayanıyor ve bölümlere ayrılmış. Beren, Adara, Sezer, Gökhan, diger bütün karakterin anlatılarının merkezi bir şekilde Ercan’in hayatın anlamini aradığı, çözülmez ic çatışmalarinin merkezinden birleşiyor. Bu üç katman üzerinden oluşturulan ortak temalar sosyolojik olarak zihnimi bir soru merkezinden besledi; “Birey, geçmişinin ve toplumun onayladigi
Alıntı
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202619 okunma
Reklam
Puan vermedi·336 syf.··
2026 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:16
Bu kitabı okurken kendi çocukluğuma gittim hemen hemen aynı şeyleri ve aynı duyguları yaşadım. Bazen ağladım bazen güldüm. Bende düşündüm dönebilecegim kök saldığım bir evim varmı diye yoktu. Ordan oraya savruldum. Sadece çocuklugum kaldı anılarda, çünki çocuklugumu yaşadığım yerlerde yoktu artık. Çok etkilendim severek okudum. Teşekkür ederim İclal Aydın beni geçmişime çocukluguma götürdün sanki beni anlattın
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,536 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 41. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 17:11
Gerçek anlamda okurken hasta hissedeceğiniz bir savaş karşıtı edebiyat kitabı… Son dönemde bu alanda oldukça fazla okuma yaptığımı düşünürsek, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Tim O’Brien’ın bu eseri okuduğum savaş karşıtı kitapların bel kemiği niteliğinde. Normalde sevdiğim kitaplardan heyecanla, bıcır bıcır bahseden biri olmama rağmen bu kitap beni tutuklaştırdı. Tüylerimi ürpertti, içimi sıktı, yer yer nefessiz bıraktı; ama bütün bunlara rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmedi. Bazı okurlar bir kitabı okurken “Sanki izledim.” der. Ben ise bu kitap için çıtayı biraz yükseltip “Yaşadım.” demek istiyorum. Savaşa hep acı, yıkım ve kayıplar üzerinden bakmaya alışmışken; savaşın içindeki umudu, özlemi ve kavuşmayı da merceğine alan bir eser okumak bende yeni pencereler açtı. Ayrıca bu kitap sayesinde yayınevini de daha yakından takip etmek istediğim yayınevleri arasına ekledim. Bu yayınevinden okuyup sevdiğiniz kitaplar varsa önerilerinizi bekliyorum. Kitap bittiğinde insan, ister istemez kendi taşıdıklarını düşünmeye başlıyor; hem fiziksel hem de zihinsel olarak… Peki ya siz? Ne olursa olsun yanınızda taşıdığınız bir şey var mı? @sirenkitap #taşıdıklarışeyler #thethingstheycarried #timobrien #önerikitap #501kitapkulübü
Taşıdıkları ŞeylerTim O'Brien · Siren Yayınları · 2016205 okunma
6/10
··
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 16:47
Masum Azizler beni derinden rahatsız eden bir okuma oldu. Kitabın anlattığı sınıfsal adaletsizlik ve insanların sistematik biçimde aşağılanması çok gerçek ve sarsıcıydı; özellikle Küçük Bey Iván ve diğer güç sahiplerine karşı büyük bir öfke hissettim. Ancak kitabı bitirdiğimde bana derin bir bakış ya da kalıcı bir düşünsel keşif sunduğunu söyleyemem. Evet, dünyada maalesef bu kadar vicdansızlık var, fakat okuma deneyimi bende daha çok tanıklık hissi bıraktı. Türkçe çevirisi de ayrıca zayıf. Bu nedenle etkileyici bulsam da kolay kolay tavsiye edeceğim bir kitap değil.
Masum AzizlerMiguel Delibes · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202544 okunma
Unutmanın İçinde Kaybolmak
Puan vermedi·144 syf.·
2026 83. kitabı
Bu kitaba sabah Melda ablanın incelemesini okuduktan sonra etkilenip okumaya başladım. O yazı gerçekten merak uyandırdı bende. İncelemede geçen Alzheimer hastalığı kısmı ise beni belki de en çok etkileyen yer oldu. Çünkü anneannemi hatırladım, onun yaşadığı şeyler geldi aklıma. Anneannem bu hastalıktan vefat etti. O yüzden kitabı okurken bazı yerler sadece bir kurgu gibi değil, çok daha tanıdık ve ağır bir his gibi durdu içimde. Kitapla tanışmam bu şekilde oldu ve açıkçası başlarken neyle karşılaşacağımı tam bilmiyordum. Ama ilerledikçe bunun sadece bir suç hikâyesi olmadığını, daha çok zihnin yavaş yavaş çözülüşünü anlatan bir anlatı olduğunu fark ettim. Hikâyenin merkezinde Byung-su Gim var. Geçmişinde seri cinayetler işlemiş bir adam. Ama ilginç olan şu: Geçmişte yaptığı cinayetleri hatırlıyor, o anlar zihninde hâlâ net duruyor. Fakat şimdi, yani hastalığı ilerledikten sonra işlediği olayları hatırlamıyor. Bu tam anlamıyla bir kırılma noktası gibi. Çünkü insanın kendi geçmişine bu kadar net, şimdiye ise bu kadar bulanık bakması çok sarsıcı bir şey. Byung-su Gim artık Alzheimer hastalığıyla birlikte kendi zihnine güvenemeyen biri. Hafızası parçalandıkça gerçek ile hayal birbirine karışıyor. Bir şey yaşandı mı yaşanmadı mı, kendisi mi yaptı yoksa sadece düşündü mü, bunu ayırt edemiyor. Ve bu durum onu sürekli bir belirsizliğin içinde bırakıyor. Onun hayatında en önemli bağ ise kızı Inhi . Inhi, onun için hem bir sevgi hem de tutunma noktası gibi. Ama hastalık ilerledikçe bu bağ bile netliğini kaybediyor. Bazen kızını çok açık hatırlıyor, bazen ise zihni onu bile bulanıklaştırıyor. Bu yüzden Inhi, onun için sadece bir aile bağı değil; aynı zamanda gerçekliğe tutunma çabası gibi duruyor. Kitabın en güçlü taraflarından biri de burada başlıyor. Kasabada yeni
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
Reklam
Reklam