İşin Aslı – Judit ve Sonrası
8/10
·308 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:04
İşin Aslı – Judit ve Sonrası (Spoiler içerir.) Sándor Márai ve kitapları bana göre yüzleşme demek. Bunu okuyan her okuyucu, kitaplarında az çok hissedebilir. Daha önce Mumlar Sonuna Kadar Yanar kitabını okuduğumda, "Keşke diğer karakteri de dinleme fırsatı bulsaydım, acaba ona hak verir miydim?" diye düşünmüştüm. Bu kitapta ise üç karakteri de dinledim ve bunu çok sevdim. Nasıl bir kitaptı? Anlatımı ve dilinden bahsedecek olursam kesinlikle akıcı; okurken sizi yormayan, boğmayan bir kitap. Ancak üç ana karakteri de ayrı ayrı okuduğunuz için bazı karakterler sizi yorabiliyor. Beni yoran karakterler Judit ve Peter oldu. Peter... Artık tamam, burjuva da burjuva! En çok bu kısımdan sıkıldım. Diğer karakterler kendilerini ve yaşadıklarını anlatırken Peter'ın burjuva sınıfını bu kadar uzun uzun anlatması bana biraz kendini beğenmişlik gibi geldi. Bu bölümler bende çok akmadı ama bunun da tamamen karakterle ilgili olduğunu düşünüyorum. Judit ise okurken sıkılmaktan ziyade çok sevdiğim bir karakter olmadı. Bana göre içten pazarlıkçı bir kadın gibiydi. Doğduğu toplumu ve nereden geldiğini çok iyi bilen bir kadın. Peter ile evlendikten sonra da burjuva sınıfına tam olarak ait olmasa bile o sınıfa ayak uydurmasını çok iyi biliyor. Gözlem gücü gerçekten harika bir karakter. Bana göre -ki bunu kendisi de sonradan söylüyor- Peter'ı hiç sevmedi. Sevdiğini düşündü, heves etti, evlendi ve hevesini aldı. Peter da aslında aynı şekilde sevmedi. Yaşadığı burjuva sınıfından ve ailesinden çok sıkılmıştı. Zira ilk eşi de onun gibi biriydi; çok benziyorlardı. Peter o çevreden tamamen kopmak istediği için Judit'i sevdiğini düşündü. Ona çekici gelen şey, Judit'in o toplumdan olmamasıydı. Fakat Judit zamanla Peter'ın eski toplumuna ayak uydurunca Peter buna şaşırdı. Hatta şaşırmaktan
Alıntı
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,514 okunma
Kitaba 10 üzerinden 3 veriyorum.Kötü bir kitap değil
3/10
·240 syf.··
2026 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:51
Ben bu kitabı elime aldığımda, açıkçası isminden dolayı sinemadaki göstergeleri ve anlam katmanlarını adım adım anlatan, bana film çözümlemede doğrudan kullanabileceğim bir yöntem sunacağını düşünmüştüm. Fakat okudukça gördüm ki kitap daha çok belirli yönetmenler, auteur kuramı, Hollywood, Fransız Yeni Dalgası ve sinema tarihindeki kuramsal tartışmalar üzerinde duruyor. Elbette bunlar önemli bilgiler ama başlığın bende oluşturduğu beklentiyi tam olarak karşılamadı. Benim aradığım şey, bir filmdeki sembolleri ve göstergeleri nasıl okuyacağımı daha somut örneklerle anlatan bir rehberdi. Yine de kitabın bana önemli bir katkısı oldu: Bir yönetmeni tek bir filmiyle değil, bütün filmografisi ve tekrar eden düşünce dünyası üzerinden okumayı öğrendim. Ancak film analizi yaparken bana en çok yol gösteren yaklaşım hâlâ Panofsky'nin ikonolojik yöntemi oldu; çünkü o yöntem, benim sahnelerin arkasındaki kültürel ve tarihsel anlamları çözümleme biçimime daha yakın duruyor.
1000Kitap
Sinemada Göstergeler ve AnlamPeter Wollen · Metis Yayıncılık · 201485 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
7/10
·560 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:31
İnceleme Spoiler İçerir Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve Babil kitabı ile Haşhaş Savaşı serisini çok çok seven biri olarak bu kitabında sıkılmak beni üzdü. Kitap daha çıkmadan zaten çok patırtı koparmıştı. Bu kitabı okumadan şu şu kitapları, bu bu metinleri okuyun vs diye listeler falan paylaşılıyordu. İnsanda bu kadar dolu dolu, göndermeli bir kitabı dümdüz okursam bir şey anlamam diye düşünüyor. Ama alakası yok, Dante yada mitoloji hiç bir şey bilmeseniz de kurguyu anlayabilirsiniz. Tüm göndermelere hakim olmak zorunda hissetmediğiniz sürece sorun yaşamazsın. Kurguya gelecek olursak yazarın mutsuz/gri sonları meşhur olduğu için hep Peter'ın eninde sonunda öleceğini bekliyordum, asıl beklemediğim geri dönmesi oldu. Yani yazar mutlu sonla beni şaşırttı, hiç onluk değildi sanki. Hikaye aslından fikren cok güzeldi, büyü sistemi de ilginçti, özgündü kabul. Ama bize büyünün nasıl işlediğini anlatıp sonra su paradoksu kullanacağım diyip geçse mesela çok daha akıcı olurdu kitap. Sürekli bir bilgi bombardımanına tutuldum sanki. Başlarda bir iki bu nedir diye bakayım dedim ama sonu bucağı gelmiyor, bir de yazar zaten kitapta uzun uzun açıklıyor sürekli. Cehennem katmanları, tasvirleri güzeldi ancak yolculuk çok uzadı gibi. Olaylar kısa sürede gerçekleşiyor aslında ama çok ayrıntı okuyoruz, yoruyor. Yine yazarın başka bir imzası da gri/anti kahramanları ana karakter yapmasıdır. Ben şimdiye kadar bir şekilde gri de olsa sevmiştim tüm ana karakterleri, Rin koyu gri Robin açık griydi bence ama yinede sevmiştim. Alice ise gri degildi, finale kadar gayet net bir siyahtı. Yok akademik ortamdaki rekabet, yok akıl hocasının kötülüğü ve etkisi, yok hırsı vs. yaptıkları için hep bie bahanesi vardı ama zaten cehennemdeki tüm karakterlerin durumu buydu, nedensiz salt kötü olmak
1000Kitap
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025676 okunma
Sebepsiz bir melankoli
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 14:29
Gerçek Duyguların Saati ilk başta beklediğimden daha çok etkiledi beni. Olay örgüsü dağınık ve yer yer rüya bölümleri nedeniyle takip etmesi zor bir roman. Hatta bazı bölümlerde neyin gerçek neyin karakterin zihninden geçtiğini ayırmak kolay değil. Buna rağmen kitapta beni sürekli okumaya iten bir şey vardı. Romanı bir vicdan muhasebesi olarak okumadım. Karakter eşini aldatıyor ama asıl ağırlık buradan doğmuyor gibi geldi. Daha çok hayatına, ilişkilerine ve hatta kendisine yabancılaşan bir insanın hikâyesi gibi. İlginç olan, bu melankolinin belirgin bir sebebinin olmaması. Karakter mutsuz ama neden mutsuz olduğunu tam olarak bilmiyor; ait olduğu hayatın içinde kendini ait hissedemiyor. Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey bu aidiyetsizlik duygusu oldu. Her şey yerli yerinde görünürken insanın kendi yaşamına dışarıdan bakmaya başlaması, romanın temel hissi gibi geldi bana. Huzursuzluğun Kitabı’ndaki gibi uzun süre aynı ruh hâlinin içinde kalmıyor; burada bir hareket, bir dönüşüm hissi var. Bu yüzden daha ulaşılabilir buldum. Rüya sahneleri ve bazı geçişler bende tam karşılığını bulmasa da romanın yarattığı atmosfer ve karakterin iç dünyası aklımda kaldı. Kitabı bitirdikten sonra olayları değil, bıraktığı hissi hatırladım: İnsan bazen hayatının tam ortasında dururken bile ona ait olmadığını hissedebilir. Peter Handke
Hayata Dair
Gerçek Duyguların SaatiPeter Handke · Sia Kitap · 2023111 okunma
Ahh bulutlarr...
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 07:48
Öhöm İncelemeyi nasil yazacağımi bir türlü karar veremedim. Hala tamamen etkisinden cikamadim kitabin gerçekten cok iyiydi. İlk kitap evet bence acemilikleri vardi( ki o kitap bile cooooookk güzeldi) İki harikaydi(açlık oyunlari vibee) üç... Üç benim serideki favorim oldu. Kitaptaki yazim dili, konu, karakterler, karakter gelişimi... Çok güzel işlenmiş. Elimden bırakamadım. Ve ayrica o kadar fazla alıntim var ki. Tüm kitabi çizmiş olabilirim. Ve şunu söylemeden geçemeyeceğim Türk ve kadin bir yazarimizin bu denli güzel bir distopya yazabilmesi aşırı gurur verici. Ben bile buradan onun adina gururlanıyorumm. Annesi ve babasini düşünemiyorum bile. Serinin genel Konusu: Şimdiii bulunduğumuz evren yani ikinci dünya bir felaket sonucu sularr altinda kalmis. Cok az bir toprak parcasi varr. Ana karakterlerimizden birisi olan Lunu da Kayali (yani adi üstünde kayada doğmuş) Lununun Arm adinda bir abisi var(öz abisi değil ama öyle) Armin trajikomik bir adi var çünkü armin bir eli yok ;) Her neyse Lunumuz GizLiman adinda Bir adanin olduğuna emin ve oraya gidince bu alt sinif muamelesinden kurtulacagini düşünüyor. Ve yola çıkıyoruz. Yolda Dante adinda AŞIRI HAVALI VE SEKSI bir askerle karşılaşıyoruz. Askerin tutsagi Beau falan var. (Beau sevgimi farketmissinisdir) VE BENIM BEBEGIM HODBINLEde yollarımız kesişiyor. Anlayacağınız herkesin birbirinden nefret ettigi, güvenmediği bir arkadas grubunun ortasinda kaliyoruz. Bu bir yolculuk hikayesidir : ) . . . . . . . Evet ilk iki kitabi okumayanlar için spoilerli kisim Benim icin üçüncü kitap serinin favori kitabi oldu. Çünkü yazarimizin gerçekten geliştiğini farkedebiliyoruz. Evet ilk kitap güzeldi ama iste anlarsiniz ya ufak bir tat birakiyordu. İkinci kitabi Ben cok sevdimm.bence ilk kitaba oranla ciddi bir gelisme var. Ama üçüncü
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202664 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 01:07
Thomas More tarafından 1516 yılında yazılmış ve ideal (?) bir ülkeyi anlatıyor Ütopya… Kalemlerinizi hazırlayın çünkü altını çizeceğiniz çok cümle var. İçerisinde çok doğru tespitlerin olduğunu ve aradan 510 yıl geçmesine rağmen günümüze de hitap ettiğini söyleyebilirim. Kitabımızda Rapheal adlı karakterimiz Thomas More ve Peter Gilles’e daha önce bir süre yaşadığı Ütopya ülkesini anlatıyor. Ben kitaba başlamadan önce gerçekten bende hayranlık uyandıracak bir sistemin anlatılacağını düşünmüştüm. Fakat anlattığı ideal ülke gerçekten ideal mi tartışılır. Eşitlik, adalet ve güven ortamı sağlanmış. Ama özgürlük? Ondan pek emin değilim. Hepsinin bir arada olduğu bir ülke sanırım gerçekten de ütopya… Hem akıcı, hem sorgulatan hem de ideal ülke hayali kurduran bir kitaptı, ben beğendim. Okumanızı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
ÜtopyaThomas More · Can Yayınları · 202024,7bin okunma