Merhabalar!
Nazan Bekiroğlunun kalemiyle ilk olarak Nar Ağacı kitabında tanıştım. Ve bu tanışmadan çok memnun kaldığım için hemen ikinci bir kitabını okuma iştiyakı duydum. Mücelladaki okuma serüvenim bambaşkaydı. Daha sade, duru bir kitaptı benim için. Karakter çeşitliliğinin bol olduğu bir hikaye. Hikaye boyunca Mücella'nın hayatında çok büyük bir dönüm noktası olmasını bekledim. (Spoiler vermemeye gayret edeceğim) Farkına varmadığım, belki öylesine birisi olarak gördüğüm komşularıma/ etrafımdakilere bakış açım değişti :)
(Benim için) daha sade, olaysız, hep bir akışta olan hikayeydi. Tüm bunlara rağmen Nazan Bekiroğlunun kullandığı o kelimeler, uslubu, betimlemelerinin güzelliğinden kitap bir çırpıda bitti. Benim en etkilendiğim aklımda kalacak olan kısımsa sanırım Yusuf Ziya'nın mektubu olacak. İki karakterin benzerlikleri. Birbirinin yansıması olan bu iki ev...
Sanırım Nar Ağacı kitabı çıtayı çok yükseltmişti... Mücellanın da yeri bende çok farklı olacaktır ama birinci sıra her zaman Nar Ağacının.
Belki bu kitaba bakış açım yıllar içinde değişir ve gelişir, bilemem.
Sağlıcakla kalın, incelememin size katkı sağlaması dileğiyle.