21/06
8/10
·210 syf.··
2026 7. kitabı
Bu aralar popüler olmuş kitapları okumaktayım. Ben de bu düzene düştüm arkadaşlar. Kitaptan bahsedecek olursam övüldüğü kadar var diyemem ama yine de ben mi kitabı bitirdim kitap mı beni bitirdi bilmiyorum. Sebebine gelirsem gerçekten duygulandığım, ağladığım birkaç nokta oldu. Örneğin ( bundan sonrası spoiler içerebilir.). Youqing’in öldüğü sahne beni benden aldı sadece o da değil Fugui’nin zaten sıra bende diye düşünmesine rağmen sevdiklerini sırasıyla kaybetmesi ve bizim kitabın kapağındaki altı çizginin ne demek olduğunu kavramamız… Bunlar beni gerçekten kitaba çekti. Kitaptan duygusal olarak çok etkilendim ancak başta dediğim övüldüğü kadar yok meselesine gelirsem ben yazarın dilini çok yalın ve sade buldum daha derin bir anlatım biçimi sunabilirdi diye düşünmekteyim yani bence basit bir kitaptı ama olay örgüsü açısından değer verdiğim bir kitap oldu benim için.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
Okurken arada içimin gittiği doğrudur...Bayılazaamm zannettim
Puan vermedi·376 syf.··
2026 43. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:50
İskender Pala yapmış yapacağını... Bizi 1577 yılının İstanbul’una, III. Murat dönemine götürürken aslında bugünün dünyasını, Ortadoğu’yu ve gözümüzün önünde dönen küresel tiyatroyu önümüze sermiş. Zaman değişiyor, mekan değişiyor ama insanın cehaleti ve kötülüğün ajandası hiç değişmiyor. Kitap, gökyüzünde beliren bir kuyruklu yıldızla vee onun getirdiği o tanıdık 'kıyamet geliyor" hissiyle başlıyor.Çünkü neden olmasın insanoglu sürekli kiyamet alameti bekliyoruz değil mi? Neyyse İşte tam bu noktada Pala, insanlığın en büyük zaafını, yani cehaleti masaya yatırıyor. Cehalet öyle bir bataklık ki, insanı her türlu hurafeye, her türlü manipülasyona açık hale getiriyor. Kitaptaki o sapkın, ezoterik "Azdahak" örgütü de tam olarak bu cehaletten besleniyor. İnsanları inançlarıyla, korkularıyla vuruyorlar.. Gelelim madalyonun diğer yüzüne ve kitabın asıl can alıcı alt metnine... Romandaki Azdahak örgütü, dünyayı kaosa sürükleyip güya "beklenen kurtarıcıyı" getirmek için kan döken, cinayet işleyen hamile kadın bebek kurban eden bir yapı. Bu size de bir yerlerden tanıdık geliyor mu?? İskender Pala, 16. yüzyılın dehlizlerinde dolaşırken aslında bugünün Siyonist ve Evanjelist zihniyetine muazzam bir ayna tutmuş. Dünyayı ateşe vererek, Ortadoğu'yu kan gölüne çevirerek kendi sapkın kıyamet teorilerini (Armageddon* gerçekleştirmeye çalışan o modern "Azdahak"ları ne kadar da güzel deşifre etmiş! Dün İstanbul'u karıştırmaya çalışan o gizli el, bugün dünyanın dört bir yanında aynı kanlı senaryoyu oynuyor.. Romanın polisiye tarafı, Karabarut ve Emanet’in o gizemli macera dolu takibi kitaba harika bir akıcılık katmış ama benim asıl takdir ettiğim şey yazarın cesareti ve zekası oldu. Tarihi sadece geçmişi anlatmak için değil, bugünün kör gözlerine parmak sokmak için kullanmış. Helal olsun
Azdahakİskender Pala · Kapı Yayınları · 20253,619 okunma
Reklam
Kargaları severim ama... Bu karga yası kalbimde hissettirmedi.
Puan vermedi·122 syf.·
2026 63. kitabı
Kitap, edebiyat dünyasında özgün bir yas anlatısı olarak kabul görmüş ve birçok ödül almış. Baba, Çocuklar ve Karga olmak üzere üç farklı sesin tamamen parçalı, kolaj hissi uyandıran sayıklamaları, anlık diyalogları ve soyut metaforları üzerine kurulu bir metin. Yasın evrelerini anlatmasıyla birlikte, yazarın tercih ettiği anlatım tarzı ve dilsel biçimi bende karşılık bulmadı. Benim okuma pratiğimde bir yas anlatısının okura geçebilmesi için karakterlerin iç dünyasıyla güçlü bir bağ kurabilmem, o derin hüzün ve boşluk duygusunu kelimelerin ardındaki samimiyette hissedebilmem gerekir. Ancak Porter'ın dili fazla parçalı. Absürtlük içeren anlatılar, ölümün ve o büyük kaybın gerçekçi ağırlığını benden uzaklaştırdı. Postmodern edebiyattan, dil oyunlarından hoşlanan okurlar için hafif ve keyifli bir egzersiz olabilir. Benim dünyama dokunmadı. İyi kitaplar okumanız dileğiyle...
Alıntı
Tüylü Bir Şeydir Şu YasMax Porter · Monokl Yayınları · 2017455 okunma
8/10
·220 syf.··
2026 108. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 13:51
Çok etkilendim kitabı okuyunca. Sonra biraz araştırdım, yazarımız benden yalnızca bir yaş küçükmüş, ama iki yıl önce aramızdan ayrılmış. Acaba 12 Eylül döneminde işkence görmüş mü diye baktım, öyle bir geçmiş göremedim. Ama epey gören kişiyle konuşmuş, bir arada olmuş gibi bir hali var. Etkileyici bir kurgu olmuş, üstelik de 12 Eylül döneminde genç olmanın, hem o genç için, hem de aile için ne anlama geldiğini iyi vurgulamış. Ben de 12 Eylül döneminde yaşamış bir genç olarak çok etkilendim. Tabii ki kitaptaki kahramanımız 12 Eylül’ü farklı bir boyutta yaşamış, benim yaşadığım 12 Eylül bu kadar sert değildi. Ama duygusal olarak baktığımız zaman, benzer ortamlardan geçmiş olduğunuzu söylemek mümkün.
KompartımanCanol Balkaya · İletişim Yayıncılık · 201945 okunma
Bir Türkiye Distopyası!
Puan vermedi·312 syf.··
2026 62. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:18
Alper Kamu serisinden sonra Şair dedektif Stan LaFleur ile karşımızda Alper Canıgüz. O kadar uzun zamandır yeni kitabı çıkmıyordu ki kendisinin bu kitabının basıldığını bile çok geç gördüm Okudum ama ben ne okudum bunu tarif edecek kelimeleri nasıl seçerim bilmiyorum. Gerçekler, bilimsel veriler, distopik bir dünya hepsi iç içe, kıvrak bir beynin ürünü olan bu kitap benden geçer not aldı. Psikoloji bölümü mezunu bir insanın psikanaliz üzerine böyle bir kurgu yazmış olması bence muazzam olmuş. Bu kitap klasik bir Alper Canıgüz kitabı değil dikkat! Diğer kitaplarında olduğu gibi kara mizah yüklü değil, daha karanlık, düşündürücü ve toplumsal gerçekliği sorgulayan yönü ağır basıyor. 1974 yılı Türkiye’sindeyiz, pek çok ülke 20 senedir hiperdemokrasiyle yönetiliyor. Ülkede kamuyu ilgilendiren her karar halkın iradesiyle alınıyor, ankete sunulup oylanıyor. İnsanlar yıl içerisindeki yararlılık derecesine göre yaşam vizesi alıyorlar, vizesi dolan tabiri caizse itlaf ediliyor, bu karar da tamamen demokratik bir biçimde oylanarak kabul edilmiş. Ve tüm bunlar olurken gökyüzünde kırmızı bir yarık şekilleniyor, bunun ne olduğunu da gerçekten tam anlamıyla dikkatimizi vererek okuduğumuzda kavrıyoruz. Beyin yakan bir kitap, okuması dikkat gerektiriyor. ”Gidişatın kontrolünün kendi ellerinde olduğu illüzyonu o kadar güçlü ki bundan vazgeçemiyorlar.” İşte bu söz tam olarak bu kitabı özetliyor. Gerçeklerden kaçış, hiperdemokrasiye güven tam ”Hiperdemokrasi, küçük bir grup tarafından gerektiğinde kalabalıkları kontrol etmek için kullanılacak, gerektiğinde çöpe atılacak bir araçtı.” Kısacası okuyun azizim, çünkü benzersiz bir konu, harika bir anlatım
Örümcek BurgacıAlper Canıgüz · Everest Yayınları · 2025694 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 388. kitabı
Son Kuşlar, Sait Faik Abasıyanık’ın Türk edebiyatının kilometre taşlarından biri olan ölümsüz öykü kitabıdır. Doğanın, insanın ve İstanbul’un günden güne kaybedişine yakılmış muazzam, hüzünlü ve derin bir ağıttır. Kitaba adını veren ve açılışı yapan Son Kuşlar hikayesi, adadaki kuşların avlanmasını, yeşilliklerin sökülüp betonlaşmanın başlamasını anlatırken, yazarın o meşhur ve zamansız uyarısıyla biter: > "Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak analarımızın koyu yeşil saçlarını göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi!" > Sait Faik, kitapta yer alan her bir öyküde Burgazada’nın balıkçılarını, yoksul çocukları, kahvehaneleri, martıları ve denizi kendine has o sıcacık, coşkulu ve insan sevgisiyle dolu diliyle anlatır. Modernleşmenin getirdiği acımasızlığı, çevre katliamını ve insanın insana yabancılaşmasını çok erkenden sezen yazar; küçük insanların büyük dünyalarını sayfalarına taşır. Türk öykücülüğünde çığır açan bu eser, sadece edebi dehasıyla değil, doğaya ve yaşama duyulan o saf aşkı ve merhameti hatırlatmasıyla da her neslin mutlaka okuması gereken bir başyapıttır.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Reklam
Reklam