İnsanların davranışlarını onların yetişme biçiminin, belirli koşulların, kültürün, genel 'yaşam nedir, insan nedir' sorularına yanıt vermiş tarzının bir sonucu olarak görürsek, insanlara daha bir hoşgörüyle ve sabırla yaklaşırız.
Türkiye' deki ana babalar çocuklarına birey olmamayı çok erken yaşta öğretebilmek için büyük çaba harcarlar. İçimizdeki çocuk utanca boğulup kendi kendimize söz verip bir birey olmama yemini ettiğimiz zaman ana babamız, dedemiz, ninemiz, herkes bizi çok sever. Sürünün yeni üyesi olarak sevilirsiniz.
Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor: Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak...
Ve yaşamadığının farkında bile olmamak...