Dostluklar da biter!
Bu yazıyı yazmama vesile olan karakter yoksunu arkadaşıma teşekkürlerimle… Sahi, 15 yıl dile kolay değil mi? Ömrümüzün yarısı kadar birbirimizi tanıyorduk. "En yakın dostumsun," demişti benim için. Ruh bazen fahişedir; ne yaparsan yap düzelmez. Son bir yılda dolaylı olarak beni ahlaksız ilan ettiğinde, aslında ipler çoktan çözülmüştü. Sahi, neydi “ahlak”? Sana göre sadece bir zardı; bana göre ise bir duruş, bir ilke, bazen de bir başkaldırıştı. O gün, yaklaşık bir yıl önce, o evden kafamdan kaynar sular dökülerek çıktığımda bitmişti bizim arkadaşlığımız aslında. Ve sonrasında olanlar, bitenler… Hayatına birini aldığında hep yok saymalar, değersizleştirmeler… Yalnız kaldığında ise ilk çaldığın kapı olmalar… Sahi, tüm köprüleri tertemiz duygularla kuran bendim, değil mi? Aslında senin tarafından uzanan bir köprü falan yoktu. Sözlerin, senin kadar sahte ve buram buram ikiyüzlülük kokuyordu. "Mecburdum," demeyeceğim. Sadece içimdeki iyi insanı el birliğiyle bıçaklamanızdan yorgunum. Kimseye güvenim kalmadı; kimsenin dostluğuna inanacak takatim de… Hepiniz gibi ben de mi plastikleştim yoksa? Naylon hayatlar… Yalnızlaştım sadece, çok yalnızlaştım. Bir koruma psikolojisiydi bu; ikiyüzlü, menfaatçi ve maskeli insanlardan kendimi, ruhumu koruyabilmek için. Psikoloğum, "Hâlâ onunla arkadaşlığını devam ettiriyor musun?" diye sorduğunda, "Evet, o aslında özünde iyi biri," demiştim. Senin ne kadar naylon olduğunu görmemiştim ya da göz ardı etmiştim. Diğer arkadaşlarının arkasından demediğini bırakmadığında bu arkadaşlığı bitirmeliydim belki de. Bu yazıyı sana yazmıyorum; senin gibi karakteri naylon olan insanlara ithaf ediyorum. Hayatında hiçbir zaman mutlu olamayacağını biliyorum. Anca arkadaşını, sevgilini, eşini, aileni kandırmakla geçecek hayatın. Sen hiçbir zaman dürüst
1000Kitap
Söyle o bitanene senin Bitanen bendim amk
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Yazmış senin bi özelliğin yoktu değerli yapan anlamlandıran bendim bebeğim madem öyle profilimede girme;))
Herkesçe İyiyim Hüzün mü yazmalıyım, yoksa alaycı bir yüz mü takınmalıyım? Gözlerim doldu gaflette; ne hain bir sevgiymiş içimde büyüttüğüm. Hıçkırık yutkundu. Evet, haklı olabilirsin. Belki de. Ama duygularını anlamak için çok kere üstüne düştüm. Bahar gibi çiçeklerle döküldüm, yalnızlaşırken kuruduğumdan haberim olmadan. Üşüyen bir bendim. Güzelim yıllarım çalındı gitti, bir çift gözün gölgesinde. Hakkında bildiklerim dağıldı; isimler gibi, mevsimler gibi.
Sana en yakın bendim, ama sana en uzak da…Aynı kâğıdın iki yüzü gibi; birbirimizden hiç kopmadan, birbirimize hiç dokunamadan.”
az önce eski bir fotoğrafıma baktım. fotoğraftaki kişi bendim. ama hayalleri farklıydı, umutları farklıydı, inanışları farklıydı. o an şunu fark ettim: insan yıllar içinde başkalarına değil, en çok eski kendisine yabancılaşıyor. peki ya sen? çocukluğundaki sen, bugünkü seni görseydi gurur duyar mıydı?