Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
İki yitik hasret,
İki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.
Bendim benim gölgelerimdi
yaklaşan dağlara ayaklarını satan
ve bakır kazanlardan taşarken roma yorgun bir karanlığa ileten kendini
o acı çığlıkları güzle ağartan
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
"Hey," dedi gülümseyerek, "senin için elbette endişelenirim."
"Şanslıysan yarın bir volcra kahvaltı niyetine beni yer de, senin de tasalanmana gerek kalmaz."
"Sen olmasan ben kaybolurdum biliyorsun, değil mi?"
"Sen hayatın boyunca hiç kaybolmadın ki," dedim. Haritacı bendim ama Malyen kuzeyi gözleri bağlı da olsa, baş aşağı da dursa rahatlıkla bulabilirdi.
Omzuyla bana vurdu. "Neyi kastettiğimi anlamışsındır."
"Evet," dedim, ama aslında anlamamıştım.
İflah olmaz bir gerginlik aramızda. Neden kalktın o kanepeden, neden yalnız bıraktın beni suçumuzla? Sormak gelmiyor içimden. Anladığım için. O kaçmasaydı ben kaçacaktım. Sonsuza kadar sürmeyecekti elbette. Yine de ilk kaçan o olmamalıydı. Kaypak, korkak, acayip olan bendim. Başkaları, sandığımız kişi olmadığımızı hatırlatmak için giriyor hayatlarımıza. Biz kendimizi aşağı yukarı bir şeylerle tanımlarken, onlar bize başka bir yüzümüzü gösteriyor. Kendi gerçeğimizin dışına çıkıp bakıyoruz ve öyle ya da böyle kabul ediyoruz yeniden tarif edildiğimiz hali.