Siyasetin senin için bir ölüm kalım meselesi olduğunu anlamıştım.
sonbaharda, bir gün, ailelere her yıl defter, çanta, araç gereç almaları için verilen okula dönüş yardımına yaklaşık yüz euro zam yapıldı. Sevinçten deliye dönmüştün, salonun ortasında bağırdın: ''Denize gidiyoruz!'' Beş kişilik arabaya altı kişi doluşarak yola çıktık - ben bagaja oturdum, casusu filmlerindeki rehineler gibi, tercihim buydu.
Bütün gün bayram havasında geçti.
Her şeye sahip olan bir ailenin, siyasi bir kararı kutlamak için denize gittiğini ne gördüm, ne de duydum, onlar bunu yapmaz çünkü siyaset onların hayatlarında neredeyse hiçbir şey değiştirmez. Paris'e, senden uzağa yaşamaya gittiğimde bunun farkına vardım: Egemenler solcu bir hükümetten şikayet edebilir, sağcı bir hükümetten de şikayet edebilir. ama hiçbir hükümet onların sindirim sorunları yaşamasına sebep olmaz, hiçbir hükümet onların belini ezmez, hiçbir hükümet onları denize koşturacak şeyler yapmaz. Siyaset onların hayatını değiştirmez, belki azıcık. Bu da tuhaftır aslında, siyaseti yapan onlardır ama yaptıkları siyaset hayatlarını neredeyse hiç etkilemez. Siyaset, egemenler için genellikle, estetik bir meseledir. Bir tür kendini keşfetme yöntemi, bir tür dünyayı algılama, kişiliğini inşa etme biçimidir. Bizler içinse ölmek ya da yaşamak anlamına gelir.
Sayfa 47 - Can Yayınları, 4. Basım: Şubat 2022, İstanbul