Fazıl KURT

Fazıl KURT
@benfazilkurt
Kocaeli Üniversitesi
Kocaeli
Anamur, 16 Aralık 1999
198 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Bugünlerde derin inzivadayım. İnsan oluşum Beni sarsmaya başlıyor. İnsanlık duvarının öte yanında bıraktıklarımın anısı giderek Beni terk ediyor. Geçen her dakika görüş gücüm azalıyor: Neredeyse sızdırmaz bir duvar bu; ardında birtakım cılız gölgeler bazen hareket ediyor, ama Ben artık onların hatlarını ayırt edemiyorum. İşitme gücüm her saniye daha da köreliyor: Yeraltında cirit tan farelerin koklayışlarını duyuyorum, ama başımın tepesinde gürleyen göğe sağırım. Sahte bir suskunluk elimi kolumu bağlamış, Bense öte yandan gelecek vahiyleri yakalayabilmek için dikkatle kulak kesilmişim; oysa o sesler de o sızdırmaz duvarın ardında kalmış. Hakikat Benden her an daha da uzaklaşıyor. Sözcüklerimi ok yapıp hakikatin ardından atışlarım boşuna: Her defasında sıyırıp geçiyorlar. Onu fikirlerimin sımsıkı kollarıyla sarmaya, demir zincirlere vurmaya çalışıyorum: Zincirlerin arasından hava misali kayıp gidiyor, kollarım hep boşluğa sarılıyor. Daha dün avımı yakalayıp esir etmiş, kapkalın zincirlerle duvara bağladığımı sanmıştım; ama sabah bir de baktım, karşımda zincirlere dolanmış bir iskelet duruyor. İskeletin küstahça kahkahaları arasında, paslı zincir omurlarından aşağı boşalıyor. Görüyorsun ya, yine sözcük ve kıyas aramaya başladım, hakikati korkutup kaçıran o kamçıyı elime yine aldım! Ama ne yapayım, bütün silahlarımı evde bıraktım ve yalnızca senin döküntü cephanenle idare ediyorum. Gücün yeterse, Tanrı'nın kendisini insanlaştır da bak sevgili Yakup; o da seninle hemen o seçkin İbrani ya da Fransız dillerinde konuşacak ve o seçkin İbrani ve Fransız dillerinde söylenebileceğinden daha fazlasını söyleyemeyecek. Hem de Tanrı!.. Üstelik Ben yalnızca Şeytanım, alçakgönüllü, dikkatsiz, insan suretine bürünmüş bir İblis! Elbette, bütün bu başıma gelenler, dikkatsizlikten.
Sayfa 73 - İş Bankası Kültür Yayınları - 12. Basım Temmuz 2023, İstanbul
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üstüne, yarım kulakla, ama büyük bir keyifle müziği dinler, bilmediğimiz ezgilere kısık sesle eşlik ederiz. Etrafımızdaki kadınların varsa dekolteleri üzerine aramızda birkaç fikir teatisinden sonra fazlasıyla sert adımlarla sonunda yatak odasına gideriz. Ama bazen Bana bir şeyler oluyor ve ne olduğunu anlamıyorum! İşte örneğin şimdi... uyumaya da hazırlanmışız, ama birdenbire rastgele bir kamçı iniyor; birden içimde kasırgalar kopuyor, gözyaşı, aşk ve müthiş bir keder girdabında boğuluyorum! Anlatılamaz olağandışılık yine kendini gösteriyor; uzamda genleşiyorum, sonsuzluğa doğru derinleşiyor, tek bir soluğumla bütün varlığı içime çekiyorum! Ama nasıl bir keder! Nasıl bir aşk! Maria! Ne yaparsınız, Ben yalnızca Wandergood'n midesindeki bir yeraltı gölüyüm ve Bendeki fırtınalar, dalgalar onun sağlam yürüyüşünü biraz olsun sarsmıyor.
Sayfa 44 - İş Bankası Kültür Yayınları - 12. Basım Temmuz 2023, İstanbul
Edebiyat
Simone de Beauvoir'dan sekiz gün önce öldü. Almaktan çok herkese vermeyi severdi. Yazmak da bir verme biçimi değil midir? Elbette, bu kitap ne bir yaşamöyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim. Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu. Pazar, 20 Nisan 1986-26 Şubat 1987
Sayfa 64 - Can Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2023, İstanbul.
Edebiyat
Yazdığım on ay boyunca rüyamda hemen hemen her gece onu görüyordum. Bir kere, bir nehrin ortasında, iki akıntı arasında uzanıyordum. Karnımdan, tekrar küçük bir kızınki gibi pürüzsüz olan cinsel organımdan dalgalanarak tel tel, yumuşacık bitkiler çıkıyordu. Bu sadece benim değil, annemin de cinsel organıydı. Bazen, hastaneye yatışından önce, evde benimle yaşadığı günlere dönmüş gibi hissediyorum. Bir an için, öldüğünün gayet bilincinde olsam da, onun aşağıya inip dikiş kutusuyla oturma odasına yerleşmesini bekliyorum. Annemin hayali varlığının gerçek yokluğundan daha güçlü olduğu bu duygu, şüphesiz unutmanın ilk biçimi.
Sayfa 63 - Can Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2023, İstanbul.
Edebiyat