Fazıl KURT

Fazıl KURT
@benfazilkurt
Kocaeli Üniversitesi
Kocaeli
Anamur, 16 Aralık 1999
198 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Yanında çalsa bile telefonlara yanıt vermiyordu, damadının televizyonda maç izlediği salona girmeden önce kapıyı tıklatıyor, durmadan iş istiyor (''bana iş yaptırmazsanız çekip giderim''), gülerek yarı şaka yarı ciddi, ''Kaldığım yerin parasını ödemem gerek!'' diyordu. Bu tutumu yüzünden tartışıyorduk, kendisini kasten küçük düşürmekle suçluyordum onu. Ergenliğimde ''bizden iyi çevreler''de (başkalarının önemsiz gördüğü farklılıkların acısını çekmek sadece ''alt sınıflar''a özgüymüş gibi) hissettiğim sıkıntıyı, annemin de bu evde hissettiğini anlamam uzun zaman aldı. Ayrıca kendini çalışan konumuna koyarak, Le Monde okuyup Bach dinleyen çocuklarının kültürel tahakkümünü içgüdüsel olarak emeğin sömürüsüne dayalı hayali bir tahakküme dönüştürdüğünü fark ettim: Bu bir başkaldırı biçimiydi.
Sayfa 48 - Can Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2023, İstanbul.
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ergenliğimde onunla bağlarımı kopardım, daha sonra aramızda sadece çatışma kaldı. Gençliğindeki dünyada, genç kızların cinsel özgürlüğün tadını çıkarabilecekleri fikri bile mahvolmakla eşdeğerdi. Cinsellikten yalnızca ''genç kulaklar''a yasak olan müstehcen bir olgu ya da toplumsal yargılara göre, uygun ya da uygunsuz durum olarak bahsedilirdi. Annem bana bu konuda hiçbir şey söylemedi, ben de ona herhangi bir şey sormaya cesaret edemezdim çünkü merak zaten ahlaksızlığın başlangıcı gibi düşünülüyordu. Zamanı geldiğinde ona regl olduğumu söylemenin, bu kelimeyi ilk kez telaffuz etmenin sıkıntısını çektim, nasıl kullanacağımı açıklamadan bana bir ped verirken kızarmıştı. Büyüdüğümü görmek hoşuna gitmedi. Beni çıplak yakaladığında sanki bedenimden iğreniyordu. Memeleri ve kalçaları bir tehdit olarak algılıyor, erkeklerin peşinden koşmaya başlayıp derslerime ilgimi kaybedeceğimden korkuyordu şüphesiz. On dört yaşıma basmaya bir hafta kala, on üçüncü yaşıma gireceğimi söyleyerek bana pilili etekler, soket çoraplar ve düz ayakkabılar giydirip hep çocuk kalmamı istiyordu. On sekiz yaşıma kadar hemen hemen tüm tartışmalarımız sokağa çıkma yasağı, giysi seçimlerim etrafında dönüyordu (örneğin, dışarı çıkarken korse giymemi ister, bunu sık sık yinelerdi: ''Böylelikle düzgün giyinmiş olursun''). Yok yere öfkeye kapılıyordu: ''Dışarıya ASLA böyle (bu elbiseyle, bu saç modeliyle) çıkamazsın!'' Ama o kıyafet ya da saç bana normal geliyordu. İkimiz de bizi neyin beklediğini biliyorduk: O benim oğlanları baştan çıkarmaya can attığımı biliyordu, ben de onun ''başıma bir felaket gelmesi'nden yani rasgele biriyle yatıp hamile kalmamdan korktuğunu biliyordum. Ölümünün beni hiç etkilemeyeceğini düşündüğüm oluyordu.
Sayfa 39 - Can Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2023, İstanbul.
Edebiyat
Ancak toplumsal yaşamın özünün kişiler hakkında olabildiğince çok şey öğrenmek olduğu, kadınların davranışları üzerinde sürekli ve doğal bir gözetim uygulandığı bir dönemde ve küçük bir kasabada ''gençliğinin tadını çıkarma'' isteği ile ''parmakla gösterilme'' kaygısı arasında kalmak işten bile değilmiş. Annem kendin, fabrikada çalışan kızlarla ilgili en uygun yargıya uyarlamaya çalışmış: ''İşçi ama saygın.'' Kilisede ayinlere ve dini törenlere katılır, yetimhanedeki rahibelerin yanında çeyizi için nakış işler, asla bir oğlanla tek başına ormana gitmezmiş. Katlayarak kısalttığı eteklerinin, alagarson kesilmiş saçlarının, ''korkusuz'' gözlerinin, bilhassa da erkeklerle çalışmasının, onu olmak istediği ''düzgün kız'' imajından uzaklaştırdığından habersizmiş.
Sayfa 23 - Can Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2023, İstanbul.
Edebiyat
1/83
Cinsel aşk çeşitli açılardan ele alınabilir. Bunlardan ikisi üzerinde özellikle durmak gerekir: 1/ Doğal açıdan. 2/ Aşkınlık açısından. Birincisi, maddeci bir yaklaşımdır (sevişmenin fiziksel yönleri, işlemleri vb.). Bu yaklaşımda haklı olarak kullanılacak sözcük, çiftleşme'dir. İkincisi, birinci açıyı unutmadan onu da içinde taşıyan daha engin bir kavramı oluşturur. Bu yaklaşım, cinsel sevinin evrensel, giderek kozmik anlamını ortaya koyma çabasını içerir. Bu nedenle, bu yaklaşımda kullanılması gereken sözcük, çiftleşme değil, tekleşme'dir. Birbirinin zıddı olan ve olmayan iki varlığın TEKLEŞMESİ, eski deyişle yek vücud olması. Bu, yaşama insancıl bir anlam veren tek sözcüktür. Büyük erotik'lerin çoğunluğunun üstünde tanrıtanımaz mistik bir yelin
Sayfa 60 - Alfa Yayınları, 1. Basım: Ocak 2019
Edebiyat