Puan vermedi·176 syf.··
2026 47. kitabı
Turunç Ağacı – Jokha Alharthi | 2/5 Turunç Ağacı, Zuhur’un çocukluğundan başlayarak ailesiyle, özellikle de büyükannesiyle olan ilişkisini ve geçmişle kurduğu bağı anlatıyor. Bir yandan aile içindeki ilişkileri, kuşaklar boyunca aktarılan hikâyeleri ve Umman kültürünü okurken, bir yandan da karakterlerin anıları ve iç dünyalarıyla karşılaşıyoruz. Turunç ağacı ise kitap boyunca geçmişi, aidiyeti ve hatıraları simgeleyen önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Kitap daha çok aile bağları, gelenekler, kadınların hayatı ve geçmişin insan üzerindeki etkisi üzerine kurulu. Anlatımı sakin ve yer yer şiirsel bir dille ilerliyor. Farklı bir kültürü tanımak açısından ilgi çekiciydi ancak hikâye beni çok içine çekmedi. Karakterlerle güçlü bir bağ kuramadım ve genel olarak beklediğim etkiyi bırakamadı. Bu yüzden 2/5 verdim.
Turunç AğacıJokha Alharthi · Timaş Yayınları · 2023282 okunma
Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, çocukken kurduğum hayal dünyam hepsi kafamın içinde yaşayan farklı evrenlerdi benim için. Bu dünyaya ait olmayan yaratıkların, hislerin, senaryoların olduğu bir evren var pek mümkün ve paralelleri de... Şimdi düşünüyorum da şuanda yaşadığımız hayatta çoğu zaman otomatik pilot moduna geçiyoruz gözlerimiz hep dışarıda, anda değiliz. Aslında şuanda burada olduğumuz çok az an var. İşte gece yarısı kütüphanesinin olasılıklarını inşaa ettiğimiz, kodlarını yazdığımız yer burası, şimdi. Ben şuan ne yapıyorum, ne istiyorum, nereye gidiyorum, bundan memnun muyum ? Bu soruları sormayı unutuyoruz kendimize. Hayatı biz yaşamıyoruz,kendi hayatımızda çoğu zaman seyirciyiz. Kitaptaki karakter Nora, sürekli olumsuz düşünen,depresyonda (kitap boyunca görüyoruz ki bu ciddi bir sorun Nora'nın hayatında ve ben yazarın hayatından bu konuda izler taşıdığını düşünüyorum. Depresyon dışarıdan görüldüğü gibi bir şey değil bu konuda bir yorumum yok) ve kurban bilincinden çıkamamış-bir şey olsun biri bir şey yapsın da beni buradan çıkarsın diyen, kendi hayatını elleri arasına alamamış biri benim gözümde- ki kütüphaneci de bayağı sabırlı bir bayanmış Nora karakteri beni çok sıktı açıkçası. Ana fikirden sonrasını okumadım.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
SUÇ VE CEZA İNCELEME
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 00:00
Suç ve Cezaya başlamadan önce aşırı sıkılacağımı düşündüğüm, belki bitiremem ve sesli kitaba dönerim diye ön yargılı olduğum bir kitaptı. Ancak kitap beklediğimin çok üstünde, asla sıkmayan, okudukça okutan, merak ettiren, devamlı olarak Raskolnikov'la birlikte bir şeyler yapmaya başladığınızı hissettiğiniz bir kitap. Belki bazı okurlar için zihninden geçenleri okumak çok sıkıcı gelebilir, belki de bu yüzden daralıyor bile olabilirler ama bana hiç öyle hissettirmedi. Bence siz yeni okurlar için de öyle olmayacak, benim gibi ön yargılı başlamayın. Kitapta genel hatlarıyla şu tartışmayı okuyacaksınız: Birini öldürmek hukuken suç ise Napolyon veya Sezar'ın yaptığı savaşlardaki ölen insanlara rağmen neden kahraman olarak ilan edildi ve üstün insanlar eğer kötü birini öldürdüğünde gerçekten suç mu işlemiş olur yoksa kahramanlık mı diye devamlı olarak kendi içinizde tartışacağınız bir kitap olacak. Daha fazla uzatmak istemiyorum, siz yeni okurların bir an önce başlayıp konu hakkında geri dönütlerinizi merak ediyorum. Şimdiden keyifli okumalar.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Açlık İnceleme
4/10
·160 syf.··
2026 5. kitabı
Kitabımız İskandinav edebiyatına ait olup dönemin soğukluğunu, insanların açlık halinde bile birbirine yardım etmeyişini gözler önüne seriyor. Kitabı okuduğum zaman karakterin başından geçenlere verdiği tepkileri, gurur duygusunu bu kadar yoğun bir şekilde gösteriyor olması doğrusu beni şaşırtmıştı. Karakterin bir yandan yazarın kendi hayatı olması ve şaşırdığım "bu kadar da olmaz" dediğim olayları birinin yaşamış ve en gerçekçi haliyle kaleme alması beni epeyce şaşırtmıştı. Kitapta karakterin bir yere kadar sabredip bir yerde ise yaratanına isyan etme durumu var. Bazı okuyucuları rahatsız edebilir, bunun bilincinde okuyun. Ben yazarın artık o açlık ve yokluk duygusundan ne yapacağını bilemeyip akıl dengesinde sorunları olduğuna yormuştum. Kitabı okuduktan sonra "okumasam olurdu bu muydu?" dedim. O yüzden okumayı düşünenler bir özetini okusalar da yeterli olacağını düşünüyorum, gereksiz zaman kaybetmeyin ama merak ettim okuyacağım diyorsanız keyifli okumalar.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Keyifli zaman geçirmek isteyenler için ağır tavsiye içerir:)
8/10
·175 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:03
Babamın iki sene evvel hediye ettiği ve okumakta geç kaldığım keyifli kitap… Reşat Nuri Güntekin’in mizahi, ironik ve yalın bir dille ele aldığı sürükleyici 23 hikaye... Kitaptaki hikayeler toplumun her kesimini yansıtan hayatın içinden karelerdi bu da bize yazarın gözlem yeteneğinin gücünü gösteriyor. Konuların absürt ve mizahi bir dille ele alınması ise kitabı elinizden bırakmanıza mani olacak. Bir sonraki hikayede beni ne bekliyor derken, kitabın sonuna geleceksiniz. :) Reşat Nuri konuları o kadar ince işlemiş ki basit gibi görünen olayların ardına saklanan kişilerin kurnazlıkları ve toplum değer yargılarının yozlaşması okuru sıkmadan ele alınmış. Ayrıca yazar o kadar gerçekçi anlatmış ki olayları okurken bazı karakterlere sinir olmadan edemedim. Kısacası ben kitabı beğendim ve tavsiye ederim. :) Şimdiden keyifli okumalar. En sevdiğim hikayeler: Kitaba ismini de veren Tanrı Misafiri Yaseminli Yuva Hatıra Defteri ve Sinema oldu. Reşat Nuri Güntekin Tanrı Misafiri ❦✰ESRArengiz✰❦
1000Kitap
Tanrı MisafiriReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 20132,298 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 7. kitabı
çok iddialı ama doğru: murakami en sevdiğim yazarlar arasında baya iyi bir sıralamada. her kitabı gibi, buna da bayıldım elbette(hala favorim sınırın güneyinde güneşin batısında olsa da....) her murakami kitabı gibi beni alıp yaşamın farklı yorumlandığı yerlere götürdü. bunu nasıl yapıyor bilmiyorum, aklımda çok cılız bir şekilde kalan bilgiye göre, sanırım kitaplarını önce ingilizce yazıp sonra japoncaya çeviriyormuş, özütleri iyi bir şekilde kusursuz bir yalınlığın içine saklamak için? süreç ne olursa olsun, başarıyor. murakami gerçekten bir şenlik ateşinde öylece otururken "ben bomboşum" diye ağlayan bir kadını bu kadar gerçek ve yalın yapabilecek sayılı yazarlardan. sahneye bir anlam vermeden, yavaş yavaş içinizde hislerin döşendiğini hissediyorsunuz onu okurken. bazı yerlerde düşünüyorum da, bence murakami de ne yazdığını bilmiyor bazen, ya da ne demek istediğini bilmiyor ve içimize böylesine işleyen şey de bu belki. neyse efenim, bu adam hayatı alıp küçültüyor, neredeyse gülünç olacak kadar basit bir şeye çeviriyor onu, yanlış ve eksik yollara sokuyor; sonra yılları kucaklıyor, bir labirentin içinde oradan oraya döndürüyor. ama yine de onu okurken ne yaşamın nefret edilebilir bir şey olduğunu düşünüyorsunuz, ne de zamanın akışından korkuyorsunuz- bir şekilde hem yılları hem zamanı koruyor, neredeyse sihirli ve bütünüyle insancıl olacak şekilde. murakami yanıltmaz bacim, ben buna da bayıldım
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026160 okunma