"Burası hikâyemizin sonu değil, tam aksine upuzun bir ömre yayılacak olan başlangıcıydı ve ben ailemle bu hayatı yaşamak için sabırsızlanıyordum... -Leyla Emirsoy "
Sadece bir telefon görüşmesiyle dünyanızın değiştiğini düşünün. Ne kadar uzak geliyor değil mi? Bu düşünce Leyla Emirsoy'un dünyasıydı.
Bir gün her şeyin kırılma noktasına geldiğinde ve üst üste kötü olaylar yaşadıktan sonra en büyük yarasını bir telefon görüşmesi sonucunda aldı.
Kendine geldikten sonra babasının ölümünü araştırmak için Emniyet Müdürlüğü'ne gittiğinde orada karşılaştığı bir yabancı onun baş koyduğu yola, onunla birlikte çıkacaktı.
Başta her şey zorunlu olarak görünse de, insanlar yan yana kaldıklarında ve bir yılda yürümeye başladıklarında emin olun ki birbirlerine ısınırlar. Duygusal anlamda olmasa bile 'Biz aynı yoldayız, aynı amaç için buluştuk. Birbirimizi tanımalıyız. ' diye düşününce mantık çercevesinr girerler. Bizim ikilide de aynı böyle oldu.
Aksiyon-gerilim karılık diyebileceğim, sürükleyici bir biçimde olayların ilerlediği( ki istediğim zaman bir günde bitirebiliyorum bir kitabı.) ve okurların bırakmak istemeyeceği olayların işlendiği bir kitap oldu benim için.
Yazım tarzına gelecek olursak, ne sade ne de süslü bir anlatım kullanışnış. Yerine göre rımantik, yerine göre dalgalı ama çoğu zaman aksiyonlu diyebileceğim cümleler var kitabın içinde.
Hiçbir şekilde tahmin edemeyeceğiniz, buldum derken bir anda kaybedeceğiniz olaylar ilerliyor. Bu yüzden de devamını okumak için sayfalarda kayboluyorsunuz adeta. En sonunda şaşkınlığınızı birazcık yaşıyorsunuz tabii ki...
Aksiyon, az biraz romantik, olayların sürükleyici bir biçimde ilerlediği bir kitap arıyorsanız, size Kızıl Sarmaşık'ı öneririm. Bana göre aksiyonun bol olduğu, sürekli birşeyler adama çabası içinde olduğunuz