"Sana tutuluyorum diyorum, Josie. Hem de çok fena. Tanıştığım en zeki insansın. Çok iyi sohbet ediyoruz ve o kadar güzelsin ki sana saatlerce bakabilirim. Bu manzaradan asla bıkmam. Bence..." Boğazını temizledi. "Bence sen benim için o kişisin. Ama senin de aynı şekilde hissedip hissetmediğinden emin değilim ve eğer durum buysa, bununla başa çıkıp yoluma devam etmeye çalışırım. Öyle ya da böyle. Umarım yani."
"Çünkü işinde çok iyisin.Sana hayranlık duyuyorum. Dükkânında verdiğin her kararda bilinçlisin. Kafan zehir gibi ve seni bir yıl boyunca izlesem her gün yeni bir şey öğrenirim. O yüzden bana işimi iyi yaptığını söylemen benim için çok şey ifade ediyor. Anladığından daha fazla hem de.”
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı yine aynı şekilde ancak her şeyden habersiz yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka bir hayatın olduğunu, benim bir de ruhum olduğunu öğrettin.”
Ama değilsen... Sen de benim gibi hiç hesapta olmayan bu aşkın rüzgarına kapıldıysan, tut elimi. Yerleş yüreğime ve bana bir söz ver. Artık tek başına olmadığını, sadece kendin için değil, benim için de yaşayacağını söyle. Bizim için bir umut varsa eğer, bunu bana söyle Leyla... Söyle ki benim de her gün ölümü omuzlarımda taşı yarak başladığım günleri yuvamda sonlandırmak için bir sebebim olsun... -Eren Karahan
"Bilmelisiniz ki bu adam, asilzadelik sembolü olan ve üstünde erkeklik aleti biçimli bir madalya takılı kuşakla ödüllendirilmiştir, bu süs, soyluyu halktan ayıran işarettir."
Bana bu kadar zırva gelen bu çelişkiye gülmekten kendimi alamadığımı itiraf etmeliyim.
"Bu âdet bana biraz fazla olağandışı geldi" dedim ev sahibine, "zira bizim ülkemizde soyluluk işareti kılıç kuşanmaktır."
Ama o, hiç heyecanlanmaksızın: "Ah benim küçük adamım!" dedi, "sizin dünyanızın büyükleri, sadece bizleri yok etmek için hazırladıkları, neredeyse herkesi amansız düşman görürcesine, celladı temsil eden bir aleti teşhir etmek için çıldırıyorlar da, aksine, ona sahip olmasaydık, bizleri de yeryüzünde eksikliler arasında saydıracak bir organımızı, doğanın güçsüzlüklerinin yorulmaz tamircisini, her canlının Prometeus'unu, göz ardı ediyorlar. Zavallı ülke, doğurganlık işaretleri yüz karası, yok ediciler onurlandırıcılı sayılıyor. Üstelik de bu organa, sanki hayat vermekten daha şerefli başka bir şey varmış ama hayat almak en aşağılık sayılmazmış gibi, müstehcen yer adını takmışsınız!"