Taşınmak demek gürültü patırtı demektir; bütün eşya döşemenin üstüne yığılır: Bavullar, pipolar, resimler, kitaplar, hiç ortada yokken meydana çıkmış şişeler, kanepe arkalığı, daha neler... Aman şu kırılmasın, aman bu kaybolmasın diye her şeyin üstüne titreyeceksin... Eşyanın yarısı burada, yarısı arabada veya yeni evde. Tütün içmek istersin, pipoyu eline alırsın, bakarsın tütün gitmiş...Oturmak istersin, oturacak yer bulamazsın; her şey toz içindedir, neye dokunsan üstün başın berbat olur. Yıkanmak istersin, yıkanamazsın.
... İnsan susayacak olur , sürahiyi bulur, bardak bulamaz... Taşınacağımız evde en aşağı üç gün perişanlık devam edecek; hiçbir şey yerinde olmayacak; resimler yerde sürünecek; lastikler yatağın üstünde; ayakkabılar, çay kutusu, krem kutusu bir arada. Koltuğun biri parçalanmış, bir tablonun camı kırılmış, kanepe lekeler içinde... Aradığım hiçbir şeyi bulamazsın, kimse nerede olduğunu bilmez; ya kaybolmuştur ya da öteki evde kalmıştır.
...Her şey yerleşti bitti sanırsın, bir de bakarsın gene iş çıkar: Perdeler takılacak, resimler asılacak... Öldürür insanı bunlar; hayatını zehir eder. Sonra yeni evde insan kendini ne kadar yabancı bulur; alışıncaya kadar bir hayli zaman geçer. Yeni bir yerde en az on beş gün uyku uyuyamam ben.