Paulo Coelho adlı yazardan okuduğum ikinci kitap, Veronika adlı genç ve güzel bir kızın intihar girişimiyle başlıyor. İntihar girişimi başarısızlıkla sonuçlanan Veronika, uyandığında kendini bir akıl hastanesinde buluyor. İntihar etmek için içtiği hapların kalbine kalıcı hasara yol açtığını, iyileşmesinin mümkün olmadığını ve 5-6 gününün kaldığını öğreniyor.
Veronika hastanede kaldığı süre boyunca, tanıştığı insanların düşünceleri onu hayata bağlıyor, yaşamak istediği daha birçok şeyin olduğunu fark ediyor.
Gündelik hayatta kendimize, zihnimize koyduğumuz tabuların, olumsuz düşüncelerin, diğer insanların hakkımızda ne düşündüğünün deliler dünyasında bir anlam ifade etmediğini, orada özgürce, yargılamadan ve yargılanmadan yaşanabileceğini anlıyor.
Kitabın sonlarına doğru Eduard adında şizofreni bir gence ilgi duyduğunu fark ediyor ve hastaneden kaçıyorlar. Gün geçtikçe Veronika öleceği günü beklerken o gün hiç gelmiyor, çünkü hastanenin müdürü Dr. İgor bir tez üzerinde çalışmaktadır ve bunun Veronika üzerinde nasıl bir etkisi olacağını araştırmaktadır. Yani Veronika son derece sağlıklı ve kalbi düzgün çalışmaktadır ama Dr. İgor araştırması için böyle bir yol izlemiştir. Bunu Veronika da bilmemektedir ama Dr. İgor, yaşadığı her günün ona tanrı tarafından verilmiş bir şans olacağı düşüncesiyle mutlu olacağını düşünür.
Kitap oldukça akıcı ve güzeldi, 2 günde okudum. Kitapta yazarın hayatından izler görmek mümkün, 3 kere akıl hastanesine yattığı ve elektroşok tedavisi gördüğü belirtiliyor. Simyacı'dan sonra bu kitabı okuyunca yazarın çok yönlü kişiliğini ortaya koyduğunu açıkça görmüş oldum. Herkesin, özellikle umudunu yitirmiş, hayatla bağları zayıflamış kişilerin okumasını tavsiye ederim.
Kitapla kalın ️