Birinci kitabın yorumunu yaparken Rhysand'ı pek sevmediğimi ancak birçok kişinin sevmediği Tamlin'i çok sevdiğimi söylemiştim. Ve Rhysand hakkında daha çok okumak istediğimden bahsetmiştim ve şimdi okurların Rhysand sevgisini açıkça anlayabiliyorum çünkü Rhysand okuduğum en iyi erkek karakterler arasında ilk sırayı çekiyor diyebilirim. Madem karakterler ile başladık öyle devam edelim. Tamlin gerçekten benim için koca bir hayal kırıklığı olarak kaldı. Kitaba gelen yeni karakterler Azriel, Cassian, Morrigan ve Amren'e çok kolay ısındım ve aralarında en sevdiğim diyebileceğim bir ayrım yapamıyorum. Ama en sonda Amren'e "İşte benim kızım," tezahüratı yapmak istemedim desem yaşan olur. Azriel ve Cassian arasında ise beni merakta bırakan Az oldu. Morrigan ise diğer kadınlar gibi güçlü ama bir o kadar da zorluklara rağmen eğlenceli kalmaya başarabilen bir karakterdi.
Kitabın genel gidişatına ve işleyişine bakınca kesinlikle birinci kitaptan daha sürükleyiciydi. Birinci kitapta 200 300 sayfa kadarı diyarı tanımakla, büyüleyici betimlemelerle geçmişti ancak bu kitapta 50. sayfadan itibaren olaylar silsilesine giriş yapıyoruz. Bu sefer çoğunlukla Gece Sarayı’na ve Velaris(kitapta bahsediliyor) 'e konuk oluyoruz. Oraları okumak ve akılda canlandırmak çok güzeldi.
Feyre bu kitapta da bir sürü sınava tabi tutuluyor ve hepsinde sürekli çabalıyor ve çabalıyor. Geçmişte yaptıklarının ağırlık onu ezerken bile savaşmaya devam etmesi çok güzeldi. Hiç kimseye boyun eğmeden, her şeyi sadece kendi başına başaraması beni ona daha çok bağladı.
Bu kitapta daha çok duygulara yoğunlaşılmıştı ve sonu bence biraz fazla hızlı gelişti. Tam olarak duygulara boğulmuşken bir anda kendimizi savaş meydanında bulduk diyebilirim. Yani son kısmın biraz daha sindirilerek verilmesini isterdim açıkçası. Ama