Henüz vakit varken, gülüm,
Paris yanıp yıkılmadan,
henüz vakit varken, gülüm,
yüreğim dalındayken henüz,
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara
öpmeliyim ağzından
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a
çiçeğini seyretmeliyiz onun,
birden bana sarılmalısın, gülüm,
korkudan, hayretten, sevinçten
ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
yıldızlar da çiselemeli
incecikten bir yağmurla karışarak.
Nazım Hikmet Ran
Seni, anlatabilmek seni.
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni,
Namussuza, halden bilmeze,
Kahpe yalana.
Ard-arda kaç zemheri,
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
Bir ben uyumadım,
Kaç leylim bahar,
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım,
Bir o yana
Bir bu yana
Ahmed Arif
" Kızı daha ilk gördüğünde ona vuruldun. Kız daha ağzını açıp seninle konuştuğu anda içinde bir şeyler harekete geçti ve bunu sende biliyorsun. Asla olacağına inanmadığın ama artık sahip olduğun, bunun ne olduğunu bildiğine ve kız elinde demir tepsiyle eğilip mağaradan çıkarken onu gördüğün ilk anda içini kapladığının farkında olduğuna göre bunu kirletmenin anlamı yoktu."