Yaşlı bir adamdı. Ne vakit dara düşsem, kafama bi konu takılsa, bir çıkmaza düşsem haber salardım kendisine. Balıkları mangala atar, beni beklerdi. Balıklar yağını vermeden, daha mangaldan inmeden, koltuğumun altında 35'lik şişe ile belirirdim tepedeki kulübesinin kapısında. Hiç kapalı değildi kulübenin kapısı. Ben her seferinde kapısını kapamadığı, kilitlemediği için bu dağ başında bir gün başına bi şey geleceğinden kaygılanmadığım için kızardım, o da her seferinde beni utandırır bir gülümsemeyle karşılardı bu tavrımı ve "Kaybetmek için sahip olmalısın önce. Sahip olmadığın şeyi kaybedemezsin evlat" diye eklerdi. Sonra ben anlatırdım, dinlerdi. Balıklar pişerdi. "Bu da kurdun kuşun hakkı" der, balığın birini barakanın önündeki çayıra doğru sallardı. Sonra ben yine anlatırdım, dinlerdi. Ekseriyetle doğadan, canlılardan örneklerle öneriler verirdi. Sonra bağlamasını duvardan indirir, çalardı. Aynı türküyü söylerdik hep. Sonra ben omzunda ağlardım. O uzaktaki şehrin ışıklarına dalardı, konuşmazdı, ağlardı... Umut SarıkayaBenim de Söyleyeceklerim Var!
Fırçam ve renk renk boyalarım var. Alev alev dolanıyor içimi çizme isteği. Aslolan çizmek değil, özlem. Bir yol çiziyorum, giderek daralan, perspektif bildiğimden değil, gözlem. Yollar uzakta daralıyorlar, bunu uzun otobüs yolculuklarından biliyorum. Bir kız çiziyorum yolun başına, eline bir çanta veriyorum, okula gitsin, okusun hasbam. Uzun uzun saçlar çiziyorum, işi ne, taransın yosmam. Sonra resme bakıp basıyorum şarabı bardağın gözüne, bardağın gözünün tam neresi olduğunu çok iyi bilemeyerek. Seviyoruz ya, içmek gerekli. Kız çıkıp gidiyor resim kâğıdından. Fırçalarımı kırıyorum, boyalarımı atıyorum gayya kuyularına. İçimdeki çizme isteğini bir ressama ciro edip basıyorum şarabı bardağın gözüne... Bardağın gözü olmaz, çekmece mi bu? Çekmecenin gözünün de bir şey gördüğü söylenemez. Kendin yarat dertleri, kendin üzül. Delikanlı bir felsefe.
Bunu Leyla ile Mecnun’ dan dinleyip başladım kitaba, ilk başlarda beğenmedim ama okudukça böyle bi yazarı, eseri değerlendirebilecek cüreti kendimde nasıl buldum diye kızdım kendime. Nur içinde yat büyük usta.
Kalemimin Sapını Gülle DonattımFerhan Şensoy