Beren

Dünya yıkılıyor, savaş çıkmış ama sen sadece tek bir kişiye siper oluyorsun, kendinden daha çok onu düşünüyorsun. Sonra bir bakıyorsun savaşı aslında sen çıkarmışsın, onu kendi savaşından koruyorsun. Sonra onun canı yanıyor, kendi canının ondan daha fazla yandığını hissediyorsun; çabalamak istiyorsun ama ellerin bomboş. Çaresizlik, aşkın zehri oluyor. Dokunmak istiyorsun bazen, dokunamıyorsun. Öpmek istiyorsun, öpemiyorsun. Uyumak istiyorsun onunla bir kez daha… ve bir kez daha. Ama uyuyamıyorsun. Karşında sana bakıyor, aklının durduğunu ve sadece kalbinin attığını hissediyorsun. Onu görüyorsun, bir tek ona bakıyorsun. Yüzünün her zerresini ezberliyorsun, kirpiklerinin sayısını bilecek kadar. En güzel yüz ona aitmiş gibi geliyor. Hatta diyorsun ki, ‘Bu zamana kadar böyle bir güzellikten nasıl mahrum kaldım?’ Onu parçalayabilirsin ama onun için kendini parçalamayı tercih ediyorsun. Boyun eğiyorsun. Engelleyemiyorsun. Aşk kimsesiz hissettiğin bir evin içinde, başka birinin senin yanına gelip gerçek yuva benim demesi gibi.
Sayfa 663·Kitabı okudu
Reklam
Birine güvenmek, o kişinin bu güveni hiçbir zaman mahvetmeyeceğine inanmaktır. Güvenmediğin insanların sana yaptıklarından ya da yapacaklarından korunabilirsin ama güvendiğin insanlardan korunamazsın.
Sayfa 631·Kitabı okudu
Gözlerimi kapattım. İç sesim dedi ki, Yankı hep seninle olsun. Umutlu çocuk dedi ki, Yankı hep seninle olsun. Yaşlı kadın dedi ki… O sustu.
Sayfa 591·Kitabı okudu
Gözlerimin dolduğunu onu bulanık görmeye başladığımda anlamıştım. Uzanıp titreyen ellerimi tuttu, onun elleri buz gibiydi. Korkudan mıydı, yoksa havanın soğukluğundan mıydı bilmiyordum ama ellerimi donduracak kadar soğuktu. Parmakları, parmaklarımın üzerinde gezindi. “İlk önce titreyen ellerini çare olacağım” dedi tek nefeste. “Sonra dizlerine. En sonunda da o sesine.” Gözümden bir damla yaş düştüğünde beni bir anda kendine doğru çekti ve başımı göğüs kafesine yasladı. Çenesini başıma yasladığında ellerimi sıkıca tutmaya devam etti, beni göğüs kafesine saklasın istedim. “Korkma artık,” dediğinde fıdıldıyordu. “Ben buradayım.”
Sayfa 467·Kitabı okudu
Her zaman sevinçlerimizi, üzüntülerimizi anlatabileceğimiz bir dost arıyorduk. Dost bulamadığımız vakit ise kendimizle konuşuyorduk. Bunu da kimsenin göremeyeceği yerlerde yapmayı seçiyorduk ki kimsenin bize deli demesini istemiyorduk. Fakat sorun değil, konuştuğunuz kişi kendiniz bile olsa konuşun. En çok da kendinizle konuşun. Çünkü insanı en iyi yine kendisi dinliyor.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Reklam